Türkiye Komünist Partisi 2023 için çağırıyor

Türkiye Komünist Partisi 2023 için çağırıyor

AKP’ye neden karşıyız?
Millet İttifakı neden çözüm değil?
2023 için neden hazırlanmalıyız?

Türkiye Komünist Partisi 2023'e doğru giderken yukarıdaki soruların cevaplarının önemini hazırladığı bir broşürle duyuruyor.

TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ 2023 İÇİN ÇAĞIRIYOR

AKP iktidarına karşıyız.
AKP iktidarına dün de karşıydık.
AKP iktidarına başından beri karşıyız. Bu ne anlama gelir?

Bu, Türkiye Komünist Partisi’nin AKP karşısında bir gün öyle, bir gün böyle davranmadığı, TKP’nin AKP ile arasına kalın ve kalıcı bir çizgi çektiği anlamına gelir.

AKP 2002 yılında hükümet olduğunda Türkiye’de parlamenter sistem yürürlükteydi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildiği 9 Temmuz 2018 tarihine kadar, ülkemiz emekçilerine dönük son derece ağır bir saldırı gerçekleşti, uluslararası tekellerin ekonomimiz üzerindeki ağırlığı arttı, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri sermaye tarafından talan edildi, kamuya ait işletmeler özelleştirme adı altında patronlara devredildi, emperyalist ülkelerle hem halkımız hem de komşu ülke halklarının zararına anlaşmalar imzalandı, ortaklıklar kuruldu. Aynı süre içinde laiklik tamamen bir kenara kondu, ülke tarihinin en karanlık, en gerici dönemine girildi.

AKP iktidarının parlamenter sistemi değiştirip Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçmesinden önce yaşandı tüm bunlar. Bu nedenle AKP ile hesaplaşma “parlamenter sisteme geri dönüş” hedefi ile sınırlı tutulamaz. Bilinmelidir ki, AKP’nin karşı devrimi, parlamenter sistemde gerçekleşti.

SORUN TEK BAŞINA BAŞKANLIK SİSTEMİ DEĞİL

Türkiye Komünist Partisi, başkanlık sistemine mutlak olarak karşıdır. TKP iktidarın Meclis’te tekleşmesi, hükümetin Meclis içinden seçilmesi ve Meclis tarafından denetlenmesinden yanadır. Sözde kuvvetler ayrılığını savunup yasama organı ile yürütme organını birbirinden ayırarak hükümete olağanüstü yetkiler veren sahte demokrasi yerine, TKP, bütün yetkinin Meclis’te toplandığı, halkın karar alma süreçlerine katıldığı bir siyasal yapının kurulmasını hedeflemektedir.

Peki bunun önünde ne engel var?

Bunun önündeki engel sermaye sınıfı, yani patronlardır.

Yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada patronlar “işlerin hızlanması” bahanesiyle meclislerin işlevinin azalmasını, hükümetlerin daha fazla yetkiyle hareket etmesini istiyor. On yıllardır bu doğrultuda çeşitli düzenlemeler yapılmakta ve parlamentonun işlevi neredeyse sembolik hale getirilmektedir. Sermaye sınıfı denetim, kural ve kısıtlama istememekte, işçi sınıfını, emekçi halkı temsil eden vekillerin, sayıları ne kadar az olursa olsun, Meclis’te gerçekleri dile getirmesinden dehşete kapılmaktadır.

İşte bu nedenle halkın karar alma süreçlerine katıldığı, Meclis’in gerçek bir iktidar organı haline geldiği bir siyasal yapının kurulması için bugünkü düzen değişmelidir. Paranın saltanatı, özgürlük ve demokrasinin düşmanıdır.

Bugün Türkiye’deki ucube sistem, durup dururken ya da Erdoğan’ın kişisel tercihi sonucu yürürlüğe girmemiştir. Bu bir süreçtir. Önce çeşitli yasaklamalarla, seçim barajlarıyla, adil olmayan seçim sistemiyle Meclis’i emekçi halka kapatmaya, sonra da hükümetlerin yetkilerini sürekli artırarak parlamentoyu işlevsizleştirmeye çalıştılar. En sonunda bu da yetmedi, parlamenter sistem rafa kaldırıldı ve başkanlık sistemine geçildi.

Bu nedenle Erdoğan ve yandaşları sürekli bugünkü sistemin çok verimli, hızlı ve etkili olduğunu söylüyorlar.

Verimlilikten ülke kaynaklarının patronlara tepe tepe kullandırılmasını, hızdan hiçbir denetim olmaksızın sermaye sınıfının istediklerinin yapılmasını, etkinlikten emekçi halkın direnme ve karşı koyma kanallarının kapatılmasını anlamalıyız.

İşte biz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne bu nedenle karşıyız. Ama sermaye sınıfına hizmet eden, göstermelik bir parlamenter sisteme de karşıyız.

Özgürlük ve adalet ancak eşitlikçi bir düzenle birlikte gelişecektir. Eşitlikçi bir düzen, sermaye diktatörlüğünün yıkılmasını gerektirir.

DÜZEN DEĞİŞİKLİĞİNİ OTURUP BEKLEMEYECEĞİZ

Evet, TKP “bu düzen değişmeli” diyor.

“Bu düzen değişinceye kadar bekleyecek miyiz” en sık karşılaştığımız sorulardan biri.

Haksızlığa, adaletsizliğe, zorbalığa, hayat pahalılığına, gericiliğe, emperyalist projelere karşı mücadele beklemeye gelmez. Neden bekleyelim ki! Bugünkü düzenin her uygulaması emekçi halka bir saldırı anlamına geliyor.

Biz hem bu uygulamalara hem de o uygulamaların kaynağı olan düzene karşıyız.

“Bekleyecek miyiz” sorusunun bugün “AKP’den kurtulmak için düzenin değişmesini mi bekleyeceğiz” anlamına geldiğini hepimiz biliyoruz.

Hayır beklemeyeceğiz. Ancak halkın bir kez daha aldatılmasına da izin vermeyeceğiz.

Adım adım gidelim. AKP’ye neden karşıyız?

AKP’ye karşıyız çünkü AKP bir sermaye partisidir. AKP herhangi bir sermaye partisi değil, patronların çıkarlarına hizmet etmek için hiçbir sınır tanımayan bir partidir.

AKP’ye karşıyız çünkü AKP gerici, karşı devrimci bir partidir. AKP Cumhuriyet’in tarihsel kazanımlarından olan laikliği ortadan kaldırmak için sistematik, planlı bir faaliyet yürütmüştür.

AKP’ye karşıyız çünkü AKP, uluslararası alanda kâh emperyalist ülkelerle işbirliği yaparak kâh yeni Osmanlıcı politikalarla, yayılmacı bir pratik izleyerek ülkemizi kanlı hesaplaşmaların parçası haline getirmiştir. AKP’nin NATO ve ABD emperyalizmi ile şu sıralar sürdürdüğü pazarlıklar iktidarın çok daha büyük riskleri göze aldığının kanıtıdır.

AKP’ye karşıyız çünkü AKP emeğe, kadına, çocuğa, doğaya, bilime, sanata, özgürlüklere düşmandır.

Demek ki AKP’ye karşı olmamız için çok fazla sebep var.

O halde AKP’den kurtulmak için çaba harcarken onu yaratan ya da bizim ona karşı olmamıza yol açan bu sebeplerden de kurtulmak, en azından sorunun kaynağını zayıflatmak gerekmez mi?

AKP’yi geriletecek ya da onun iktidarını sonlandıracak ama uluslararası tekellerin bu ülkedeki hakimiyetini sürdürecek bir “kurtuluş”a inanmıyoruz.

AKP hükümetini sonlandıracak ama ülkeyi karanlığın içinde tutup laikliği yerlerde süründürecek bir “çözüm”ü ciddiye almıyoruz.

AKP’li yılları bitirecek ama Türkiye’yi NATO, Avrupa Birliği ve ABD emperyalizminin etki alanında bırakacak bir “alternatif”e inanmıyoruz.

AKP ülkemizin, halkımızın 18 yılını çaldı. Bir 18 yıl daha kaybetmemek için uyanık olmamız gerekiyor.

AKP’ye neden karşı olduğumuzu unutamayız. 

MİLLET İTTİFAKI ÇÖZÜM DEĞİL

Bugün “önce AKP gitsin bakalım” diyen geniş bir muhalefet var. Şu anda bu muhalefetin kendisine yakıştırdığı ad, Millet İttifakı. Açıkça bu ittifakın içinde olanlara ek olarak kendisini bu ittifaka yakın hisseden ya da bu ittifakta örtülü olarak yer alan parti ve siyasi güçlerle birlikte Millet İttifakı oldukça önemli bir siyasi proje.

Türkiye Komünist Partisi’ne “neden Millet İttifakı’nı desteklemiyorsunuz, onun neden parçası değilsiniz” diye sık sık soruluyor.

Doğrudur, desteklemiyoruz. Desteklemeyeceğiz de. Bu ittifakın açık ya da utangaç bir unsuru da hiç olmayacağız.

Neden destekleyelim?

Neden AKP’de karşı çıktığımız özellikleri başka bir “kıyafet” ile kabullenelim?

Millet İttifakı’nın uluslararası tekellerin tahakkümüne, piyasa ekonomisine bir itirazı olmadığı ortada. Tam tersine Millet İttifakı’nın temsilcilerinin gerek uluslararası gerekse ülke içinde büyük sermaye çevrelerine güven vermeye çalıştıklarını, “biz size AKP’den daha iyi hizmet ederiz” dediklerini biliyoruz.

Millet İttifakı’nda laiklik diye bir gündem yok. CHP siyasi iktidarın gerici hamlelerine karşı durmak bir yana, kendi içinde bu doğrultuda ses çıkarmaya kalkanları susturmakla meşgul. Millet İttifakı’nın şu sıralar AKP ile pazarlık yapan unsuru Saadet Partisi, laikliğe karşı yıllardır mücadele etmiş bir geleneğin temsilcisi. Muhalefetin yeni yıldızı Ali Babacan ise geçenlerde Anayasa’dan laiklik ilkesinin çıkartılması için “henüz koşulların uygun olmadığı”nı söyledi.

Millet İttifakı’nın NATO ile, ABD emperyalizmi ile, Avrupalı emperyalist ülkeler ve onların birliği olan Avrupa Birliği ile bir sorunu yok. Aksine, Millet İttifakı AKP’yi batıdan kopmakla eleştiriyor. AKP’nin 2002’de iktidar olmasını biraz da bu güçlere borçlu olduğunu bilen muhalefet şimdi aynı güçleri kendilerini desteklemeye çağırıyor.

Türkiye Komünist Partisi AKP’den kurtulmak için her geçen gün ona daha çok benzeyen düzen muhalefetinin içinde kişiliksizleşmek için kurulmadı.

Ayrıca, bu muhalefetin AKP karşısında başarılı olacağı da kuşkulu.

Çünkü AKP giderek kendisine benzeyen muhalefetin içinde yeni müttefikler bulabiliyor.

Çünkü muhalefetin “Saray rejimine karşı olmak” dışında bir sözü yok.

Çünkü muhalefet AKP’yi taklit etmenin başarının anahtarı olduğunu sanıyor.

Çünkü ilkesiz siyaseti benimseyen muhalefetin içinde her an AKP ile masaya oturabilecek, hatta oturan güçler var.

Çünkü muhalefet AKP iktidarına seçenek oluşturup halkta heyecan yaratacak ne bir ortak programa ne de bir doğrultuya sahip.

Çünkü muhalefet örgütsüz, hareketsiz, sadece seçimden seçime oy kullanan bir halk istiyor; oysa halk ayağa kalkmadığı sürece AKP kazanıyor.

Çünkü muhalefet, “uzlaşma” isteyen, “geniş tabanlı hükümet güzel olur” diyen, “Erdoğan’la muhalefet anlaşsa” diye çabalayan sermaye çevrelerinin sözünden çıkmıyor.

BİR BAŞKA SEÇENEK VAR

Türkiye, Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı arasında tercih yapmak zorunda değildir. Halkımıza bu tercihi dayatmak AKP’den bunalan, bıkan, öfkesini içine atan milyonlarca kişiyi çaresizliğe itmek, en kötüsü de bu çaresizliği istismar etmek anlamına gelir.

AKP’den herkes gibi biz de bunaldık, biz de bıktık ve öfkemizin sınırı yok.

AKP 2023’e hazırlanıyor. Halkımızın birçok kez ama en çok da Gezi Direnişi’nde kabul etmediğini gösterdiği AKP Türkiyesi’ni tescillemek isteyecekler. Muhalefet ise 2023 ya da daha önce yapılacak seçimleri bekliyor. Yalnızca seçime bağlı bir “kurtuluş” reçetesinin başarılı olmayacağı gerçeğini bir kenara koyuyorlar çünkü gerçek bir “kurtuluş” hedeflemiyorlar.

Bu ülkenin emekçileri, yurtsever aydınları, bağımsızlık ve aydınlanma neferleri, sömürü düzenini yıkarak eşitlik bayrağını dalgalandırmayı isteyen devrimcileri olarak 2023’e biz de hazırlanmalıyız.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında, “Yeniden Cumhuriyet” fikrinin ete kemiğe bürünmesini sağlamalıyız. Halkçı, Laik, Bağımsız, Sosyalist bir Emekçi Cumhuriyeti.

2023 yılında Sosyalist Cumhuriyet’in gerçek bir seçenek haline gelmesi, ülkemizin geleceğinin piyasacı, gerici, işbirlikçi güçler arasındaki çekişmeye teslim edilmemesi için kolları sıvayalım. Hep birlikte...

Partinin yaklaşım ve programını benimseyen yurttaşları partimizde örgütlenmeye, TKP Gönüllüsü olmaya çağırıyoruz.

TKP aynı zamanda benzer duyarlılıkları olan siyasi güçleri ve bazı konularda farklı düşünenleri de TKP ile ortak hareket etmeye, emekçi halkın ittifakını yaratmaya da çağırmaktadır.

Türkiye’de düzen partilerinden, patron örgütlerinden, gericilerden, emperyalist ülkelerden, liberal lobilerden, milliyetçi şartlanmalardan bağımsız hareket etmek isteyen çok sayıda kişi var. Dahası bu duyarlılığa sahip tek siyasi oluşum Türkiye Komünist Partisi değil.

Ancak TKP düzen muhalefeti ile araya kalın bir çizgi çekilmesinden yana. Başka türlü çaresizlik içinde kötünün iyisini tercih etmek zorunda kalan geniş bir kesimin kendi geleceğini eline alması sağlanamaz.

İşte bu nedenle Türkiye Komünist Partisi;

  1. Toplumsal ve kamusal yaşamın dinsel kurallarca belirlenmesine, siyasal parti ve kurumların dinsel referans ve semboller kullanmasına karşı laiklik, cumhuriyetçilik ve aydınlanmadan;
  2. NATO ve Avrupa Birliği gibi emperyalist kurumlara, uluslararası tekellerin egemenliğine, başta ABD olmak üzere bütün emperyalist güçlere karşı bağımsızlık ve yurtseverlikten;
  3. Halkın karar alma süreçlerine katıldığı, Meclis’in gerçek bir iktidar organı haline geldiği bir siyasal yapının kurulmasından;
  4. Sömürü ve piyasa ekonomisine, sermaye düzenine karşı planlamanın, toplumsal çıkarların egemen olduğu eşitlikçi bir düzen olan sosyalizmden yana güçleri 2023 dönemeci öncesinde kararlı bir cephe yaratmaya çağırmaktadır.

Bu cephe;

  • Düzen partilerinden ve düzen siyasetinden mutlak kopuşu savunmalı,
  • Halkın örgütlü mücadelesinin her şeyin üstünde olduğu gerçeğinden hareketle seçimle sınırlanmış bir siyaset anlayışını reddetmeli,
  • Yabancı devletler, cemaatler ve onunla bağlantılı unsurlarla demokrasi ve özgürlük arayışı içinde olmayacağını açıkça ilan etmeli,
  • Emperyalist savaşlara, uluslararası tekellerin kanlı hesaplaşmalarına, yeni Osmanlıcı dış politika pratiklerine tavır almalı,
  • Yoksullaşma ve ağır sömürü koşullarına karşı öfke biriktiren ve fakat bu öfkeyi eyleme ve örgütlülüğe dökmesi, hakkını araması, sesini çıkarması engellenen emekçi yığınlarının temsilciliğini üstlenmeli, emekçi halkın sorun ve isteklerinin siyasetin gündemine birinci sıradan girmesini sağlamalı,
  • Aslında birbirini tamamlayan, aynı madalyonun iki farklı yüzü olan liberalizm ve milliyetçiliğin her türü ile hesaplaşmayı kendine görev edinmelidir.

    Halkımızı ayağa kaldırıp heyecanlandıracak olan budur.

    Türkiye Komünist Partisi geleceği birlikte örmeye çağırmakta ve dost elini uzatmaktadır.

Bu ülkenin emekçileri, yurtsever aydınları, bağımsızlık ve aydınlanma neferleri, sömürü düzenini yıkarak eşitlik bayrağını dalgalandırmayı isteyen devrimcileri olarak 2023’e biz de hazırlanmalıyız.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında, “Yeniden Cumhuriyet” fikrinin ete kemiğe bürünmesini sağlamalıyız.

Halkçı, Laik, Bağımsız, Sosyalist bir Emekçi Cumhuriyeti.

2023 yılında Sosyalist Cumhuriyet’in gerçek bir seçenek haline gelmesi, ülkemizin geleceğinin piyasacı, gerici, işbirlikçi güçler arasındaki çekişmeye teslim edilmemesi için kolları sıvayalım. Hep birlikte...

Partinin yaklaşım ve programını benimseyen yurttaşları partimizde örgütlenmeye, TKP Gönüllüsü olmaya çağırıyoruz.

 

İndir