Biz kadınlar yalnız mıyız? Yalnız hissediyoruz, evet. Peki yalnız mıyız?
Öldürülme biçimlerimizde hiç de yalnız değiliz örneğin. Birbirine benzer şekillerde onar onar öldürülüyoruz. Ama öldürülmemek için çırpınırken, yalnızız.
Yoksullukta mesela yalnız mıyız? Hiç de değil. Asgari ücretin dahi altında çalıştırılan binleriz. Ama yoksullukla baş etmeye çalışırken, çocuğumuzun beslenmesini doldurmaya çalışırken örneğin yalnızız.
Hastalıkta yalnız mıyız? Örneğin aşısı mevcut olan rahim ağzı kanserinden her yıl ölen yüzlerce kadın bu hastalıkla baş etmeye çalışırken yalnız ama ya hastalanırken? Kadınlar neden aşısı olan bir hastalıktan her yıl yüzer yüzer ölüyor?
Hiç de yalnız olmadığımız bunca şeyde neden sürekli yalnız hissediyoruz? Neden her şeyi birey olarak çözmemiz bekleniyor? Bu normalleştiriliyor. Biz neden tek başımıza ama güçlü kadın olmak zorundayız?
Çünkü karşımızdakiler, bize bu hayatı reva gören bu bireyselliğe itenler yalnız değiller. Patronlar bir arada, iktidar tüm organlarıyla kadınlara nefes aldırmamak için bir arada, çöken düzenin aktörleri tüm gerici politikalarıyla bir arada geliyor kadınların üzerine. Onlar çok iyi biliyor yalnız olmadığımızı. Çok iyi biliyor sonlarını getirecek şeyin bizim bir arada oluşumuz olacağını. Evet biz aynı karanlığın içinde benzer şekillerde boğulan milyonlarız.
Yalnız olmadığımızı çok iyi bilenler yalnız hissetmemiz için ellerinden geleni yapıyorlar. İşte bu yüzden bütün bir yıl bambaşka yerlerde bambaşka koşullarda aynı duygularla cebelleştik. Çaresizlik, korku, öfke, yalnızlık…
2026’da kır bu çemberi. Fark et biz milyonlarız. Yalnız değiliz. Yalnız hissetmek zorunda hiç değiliz. Bize dayattıkları duygulara, çizdikleri sınırlara aldırma.
Sen de yalnız olma, Kadın Dayanışma Komiteleri’ne katıl. Birlikte yeni bir dünya kuralım.
BİLGİ ALMAK VE İLETİŞİM KURMAK İÇİN BİZE ULAŞIN

