Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in basına yansıyan konuşmasında, “soruları bizim imam hatip okullarımızdaki öğretmenlerimiz hazırlıyor” ifadeleri kamuoyunda “dil sürçmesi” olarak geçiştirilmeye çalışılsa da, biz Komünist Öğretmenler için bu sözler dil sürçmesi değil, yıllardır süren bir politikanın itirafıdır.
Sınav sisteminde yaşanan adaletsizliklerin, müfredattaki gerici dönüşümlerin ve eğitimin niteliğindeki çöküşün kaynağını defalarca teşhir ettik:
Tarikatlarla iç içe geçen bir Bakanlık, dini vakıflarla imzalanan protokoller, liyakatsiz atamalar ve eğitimde bilimsel ölçütlerden uzaklaşma…
Şimdi bu tabloya yeni bir halka ekleniyor:
Ölçme değerlendirme süreçleri, imam hatip odaklı bir kadro eliyle yürütülüyor.
Bakanlık; öğretmenler arasında ayrım yaparak, imam hatipleri “bizim okullarımız” olarak sahiplenip diğerlerini dışlayan bir zihniyeti itiraf etmektedir. Eğer bu bir “dil sürçmesi” ise, bu sürçmenin ardında hangi kurumlar, hangi cemaatler ve hangi çıkar grupları vardır?
Soruyoruz:
•LGS, YKS, bursluluk sınavları gibi merkezi sınavların soruları kimler tarafından hazırlanıyor?
•Bu süreçlerde hangi kurumlar, hangi eğitimciler, hangi denetim mekanizmaları yer almaktadır?
•Sınavlarda gerici içeriklerin artışı, belli okullardan çıkan birincilik oranları, imam hatiplerin “başarıları” gerçekten tesadüf mü?
Biz biliyoruz ki bu ülkede:
•Örnek sorular, yeni müfredat ve ölçme kriterleri, dini referanslarla şekillenmektedir,
•Ve tüm bu dönüşüm, emekçi halkın çocuklarını daha da dışlayan, eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldıran bir sistemin parçasıdır.
Bu düzeni de onun gerici ve piyasacı eğitim sistemini de kabul etmiyoruz.
Ve biz, bu düzeni kabul etmiyoruz.
Laik, bilimsel, kamusal ve eşit bir eğitim sistemi için mücadelemizi sürdüreceğiz!
