2025 LGS sonuçlarının ardından kamuoyunda yükselen şaibe iddialarını boşa düşürmek amacıyla sahneye çıkan Özel Öğretim Kurumları Dernekleri Platformu, yaptığı açıklamayla yalnızca sermaye sınıfının değil, aynı zamanda siyasal iktidarın ideolojik çıkarlarının da sözcülüğünü üstlenmiştir. Eğitimin piyasalaştırılması ile imam hatip dayatması arasındaki işbirliği, patronların bu açıklamasıyla bir kez daha açığa çıkmıştır.
Öğrencilerin eşit olmayan koşullarda sınava girdiği bir sistemde adaletten söz etmek mümkün değildir. Bir yanda devlet okullarında kalabalık sınıflarda, eksik öğretmenlerle, temizlik görevlisi dahi olmadan eğitim gören çocuklar; diğer yanda özel derslerle, ayrıcalıklı imkânlarla sınava hazırlanan bir azınlık vardır. Bu eşitsizliğin üzeri “başarı” söylemleriyle örtülemez.
Özellikle bu yıl kamuoyuna pompalanmak istenen “imam hatiplerin başarısı” söylemi dikkat çekicidir. Yıllardır kontenjanları boş kalan, öğrencilerin tercih etmediği, akademik başarısı tartışmalı olan bu okulların bir anda “birinci çıkaran okullar” arasında gösterilmesi, bu okullara toplumun gözünde meşruiyet kazandırma çabasından ibarettir. Bu başarıların arkasında nasıl bir yönlendirme, nasıl bir sınav kurgusu olduğunu sorgulamak hepimizin hakkıdır.
Özel okul patronları ile tarikat destekli imam hatiplerin bugün aynı söylemde buluşması tesadüf değil, piyasacılık ve gericiliğin kurduğu ortak düzendir.
Eğitimi çocuklarımızın hakkı değil, bir ayrıcalık hâline getiren bu sınav sistemi meşru değildir.
Çocuklarımızı, “Tam puan alanların yarısı bizden çıktı, sınava dokunmayın” diyen özel okul patronlarına da tarikatlara da teslim etmeyeceğiz.
Sermaye ve gericiliğe karşı; laiklik, eşitlik ve kamusal eğitim için mücadeleye devam edeceğiz.
