“Para kazanmayı, rantı, çıkarı, kar hırsını teşvik eden kapitalist sistem hayatın pek çok alanı gibi tıpla ilgili paradigmayı da dönüştürüyor. Kadim tıp bilimini bilançolara sığdırmaya çalışmanın yanlışlığını en iyi sizler biliyorsunuz. Hastalanan her insanın kendini tedavi ettirme imkânı bulamadığı, tıbbi gelişmelerin insanların hizmetine eşit sunulmadığı bir dünya; adil, eşit ve yaşanabilir bir dünya değildir.”
Bu sözler bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dile getirildi.
İktidarları döneminde özel hastane sayısı yüzde 112, özel hastanelerdeki yatak sayısı yüzde 237, ameliyat sayısı ise yüzde 575 artmamış gibi; kamu kaynaklarıyla özel hastaneleri teşvik eden, sağlık hakkını parası olana “özel” hâle getiren kendileri değilmiş gibi konuşuyor Erdoğan.
Daha dünyaya gözlerini yeni açan bebekleri özel hastaneler eliyle kurulan Yenidoğan Çetesi’nin öldürdüğü düzen kendi iktidarları döneminde ortaya çıkmamış gibi konuşuyor Erdoğan.
“Yıllarca hastanelerde sıra bekleniyordu, bunu değiştiren biz olduk” diye konuşmaya devam ederlerken; hastanelerde bazı branşlarda aylar sonrasına ancak randevu bulunabildiğini, bazı tahliller için aylar sonrasına gün verildiğini hiç gündem etmeyenler de kendileri değilmiş gibi konuşuyor Erdoğan.
Sağlık Bakanı olarak özel hastane patronu atayan, pandemide kendi bakanlığına dezenfektan satan isimlere bakanlık koltuğu verenlerin; nitelikli sağlık hakkını sadece parası olanların erişebileceği bir “ürün” hâline getirenlerin “adil, eşit ve yaşanabilir bir dünya” sitemleri komik bile değil.
Erdoğan’a çağrımız şudur: İnsanların eşit ve ücretsiz bir şekilde sağlık hakkına ulaşabilmesini gerçekten istiyorsa, işe ailesinin ve bakanlarının sahibi olduğu özel hastaneleri devletleştirerek başlasın.
Bunu gündemlerine bile almayıp sağlığın piyasalaşmasından şikâyet edenler bilsin ki, emekçilerin iktidarında tüm özel hastaneleri tek tek devletleştireceğiz. Bebeklerin yaşam hakkını dahi paraya kurban eden bu düzenden ve sorumlularından mutlaka hesap soracağız.
