TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ

TR | EN
Türkiye Komünist Partisi
  • Anasayfa
  • Parti
    • TKP Hakkında
    • Temel Metinler
      • Program
      • Toplumcu Anayasa
      • Kongre Konferans Metinleri
    • TKP Yönetimi
  • Gündem
    • Açıklamalar
    • Haberler
    • Foto Galeri
  • Yayınlar
  • Örgütler
  • İletişim
BAĞIŞ YAP
TKP GÖNÜLLÜSÜ OL
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Türkiye Komünist Partisi
  • Anasayfa
  • Parti
    • TKP Hakkında
    • Temel Metinler
      • Program
      • Toplumcu Anayasa
      • Kongre Konferans Metinleri
    • TKP Yönetimi
  • Gündem
    • Açıklamalar
    • Haberler
    • Foto Galeri
  • Yayınlar
  • Örgütler
  • İletişim
BAĞIŞ YAP
TKP GÖNÜLLÜSÜ OL
Türkiye Komünist Partisi
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Anasayfa Açıklamalar

Askeri ittifaklar güvenlik değil savaş getirir

8 Ağustos 2026

AKP iktidarı, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” adı verilen anlaşmaya imza atarak ülkemizi yeni ve son derece tehlikeli bir askeri maceranın içine sokmuştur.

Anlaşmanın açıklanan en önemli hükmü, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının diğerlerine de yapılmış sayılmasıdır.

AKP böylece, Türkiye’yi hangi koşullarda ve kimin uğruna savaşa sokacağı belirsiz, son derece ağır sonuçlar doğurabilecek bir yükümlülüğün altına girmiştir.

Üstelik bu yükümlülük, emperyalist saldırganlığın, bölgesel rekabetlerin ve gerici iktidarların hesaplarının iç içe geçtiği, her an yeni çatışmalara gebe bir coğrafyada üstlenilmiştir.

Bugün Suudi Arabistan’ın Yemen’de ve Kızıldeniz’de taraf olduğu çatışmaların yarın Türkiye’nin önüne bir “ortak savunma yükümlülüğü” olarak getirilmeyeceğinin hiçbir güvencesi bulunmamaktadır.

İran’a yönelik yeni bir saldırı dalgasının, Yemen’de büyüyecek bir savaşın ya da başka bir bölgesel hesaplaşmanın Türkiye’yi doğrudan çatışmanın tarafı haline getirmeyeceğini kimse garanti edemez.

Zaten mesele tam da budur:

Türkiye’nin askeri gücü emperyalizmin bölgesel planlarına bağlanmakta, halkımızın bu planların bedelini kanıyla ödemesinin önü açılmaktadır. Bu yüzden anlaşmayı dünya kamuoyuna müjdeleyen Trump’ın “Türkiye’nin ordusu ve silah sanayii, Suudi Arabistan’ın finansal gücü ve Pakistan’ın nükleer silahları” derken ellerini nasıl ovuşturduğunu hayal etmek güç değildir.

AKP çevrelerinin bu anlaşmayı İsrail’e karşı bölge güçlerinin harekete geçmesi, hatta yeni bir denge kurulması olarak pazarlamaya çalışmasının hiçbir inandırıcılığı bulunmamaktadır.

AKP bölgedeki “düşman kardeşi” İsrail’i dengelemiyor, güçlendirilmiş bir İsrail, zayıflatılmış bir İran ve emperyalizmin ihtiyaç duyduğu her uğursuz rolü üstlenmeye hazır gerici bölgesel güçlerin eşlik ettiği bir “Amerikan barışı”nın taşeronluğuna soyunuyor.

Artık Vaşington’un, İsrail’in merkezinde bulunduğu daha geniş bir bölgesel mutabakatın önündeki direnç noktalarını ortadan kaldırmak ve bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden hizaya sokmak konusunda yol aldığı açıkça görülüyor. İran’ı zayıflatmaya dönük saldırılar sürerken Gazze Planı’nın devreye sokulması; Yemen ve Kızıldeniz’de gerilim tırmanırken Türk-Suudi-Pakistan güvenlik anlaşmasının imzalanması birbirinden bağımsız gelişmeler değildir.

ABD bu stratejinin askeri yükünü bölgedeki müttefiklerine dağıtmak, aynı zamanda bölgeye ilişkin yönelimini NATO’nun ortak stratejisine dönüştürmek istemektedir. Türkiye tam da bu noktada kritik bir önem kazanmaktadır. Ankara’daki NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin savaş gücünün ve silah sanayisinin ısrarla öne çıkarılması, ülkemize biçilen bölgesel rolün pazarlığının burada yapılması tesadüf değildi.

Şimdi Ankara’da pazarlığı yapılanın bölgede adım adım icraata geçirildiğini görüyoruz.

Mekke Anlaşması bu nedenle üç ülke arasında imzalanmış bir “savunma anlaşması” değildir. Türkiye’nin NATO bünyesindeki savaş gücü ve askeri kapasitesi, Suudi Arabistan gibi bölgenin gerici güçleriyle kurulan yeni mekanizmalar üzerinden daha geniş bir coğrafyadaki emperyalist planlara bağlanmaktadır.

Ortadoğu’dan Kızıldeniz’e ve Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyayı sert bir dönem bekliyor. Enerji ve ticaret yollarına hâkim olma, yeni ve kârlı yatırım alanlarını ele geçirme kavgası büyürken, bu kavgaya yeni askeri saflaşmaların ve kanlı hesaplaşmaların eşlik edeceği açıktır.

Tüm bu nedenlerle halkımız, iktidarın milliyetçi hamasetle, “yeni Osmanlı” hayalleriyle, mezhepçi söylemlerle ya da “milli güvenlik” gerekçeleriyle önüne koyacağı yeni savaş senaryolarına karşı uyanık olmalıdır.

Türkiye’nin güvenliği daha fazla askeri ittifaktan, daha fazla silahlanmaktan, emperyalist planlarda daha önemli roller üstlenmekten geçmiyor.

Türkiye’nin güvenliği NATO’dan çıkmaktan, emperyalist üsleri kapatmaktan, yabancı askerleri ülkemizden göndermekten ve bütün komşularımızla eşitliğe, egemenliğe ve karşılıklı saygıya dayanan ilişkiler kurmaktan geçiyor.

Bu ancak Türkiye’de tutarlı bir anti-emperyalist halk iradesinin güçlenmesiyle sağlanabilir.

Halkımızın örgütlü gücü büyümeden Türkiye sermaye sınıfının hırslarının ülkeyi soktuğu savaş cenderesinden kurtulamaz.

Emperyalizmin ve gericiliğin ülkemize biçtiği kaderi reddetmek ve kendi geleceğimize sahip çıkmak için örgütlenmek artık yaşamsal bir ihtiyaçtır. TKP bunun için ne gerekiyorsa yapacaktır.

 

TKP Merkez Komite

TKP Gönüllüsü Ol TKP Gönüllüsü Ol TKP Gönüllüsü Ol

Türkiye Komünist Partisi

Genel Merkez İletişim:
Kızılırmak Caddesi 13/4 Ankara
Tel: 0312 417 29 68
Fax: 0312 417 25 34
eposta: iletisim@tkp.org.tr

Temel Metinler

  • Parti Programı
  • Toplumcu Anayasa

Yitirdiklerimiz

Yayınlar

  • TKP Youtube Kanalı
  • Boyun Eğme
  • TKP’nin Sesi
  • Gelenek
  • soL Haber
  • soLTV

Bağlantılar

  • Nâzım Hikmet Kültür Merkezi
  • Yazılama Yayınevi
  • Jose Marti Küba Dostluk Derneği
  • Bilim ve Aydınlanma Akademisi
  • İletişim

Türkiye Komünist Partisi

Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
  • Anasayfa
  • Parti
    • TKP Hakkında
    • Temel Metinler
      • Program
      • Toplumcu Anayasa
      • Kongre Konferans Metinleri
    • TKP Yönetimi
  • Gündem
    • Açıklamalar
    • Haberler
    • Foto Galeri
  • Yayınlar
  • Örgütler
  • İletişim
  • tr Türkçe
  • en English

Türkiye Komünist Partisi