26 Temmuz 1953’te Moncada Kışlası’na 135 Kübalı genç devrimcinin düzenlediği baskın, Küba halkının Batista diktatörlüğüne, emperyalist tahakküme ve sömürüye karşı ayağa kalkışının simgesi oldu. Kışlanın bulunduğu Santiago de Cuba geçmişte İspanyol sömürgeciliğine karşı ilk isyan ateşinin yakıldığı kentti. Moncada Kışlası’na yürüyen genç devrimciler, José Martí’nin başlattığı bağımsızlık savaşını tamamına erdirmek için, bağımsızlık önderinin 100. doğum gününde yola çıkmışlardı. Eylemleri, Küba’da ulusal kurtuluş davasını sosyalizmle buluşturacak bir dönemin kapısını aralayarak tarihe geçti.
Fidel Castro ve yoldaşlarının ülkenin en büyük askeri kışlası Moncada’ya düzenledikleri baskın başarısızlığa uğradığında, dünya 20. yüzyılın en güzel devrimlerinden birinin ilk kıvılcımına tanıklık ettiğinin henüz farkında değildi. Moncada’da yakılan ateş, Küba halkının bağrında karşılığını bulmuştu. Batista diktatörlüğünün zindanları devrimci önderlerin iradesini teslim alamamış, o irade büyüyerek ve güçlenerek Sierra Maestra’da ve tüm ülkede yeniden örgütlenmiş, Küba’yı 1 Ocak 1959’da devrime taşımıştı.
Bugün Küba, emperyalist kuşatmanın ağır sonuçları altında zorlu ve özgün bir mücadele döneminden geçerken bu dönemi 26 Temmuz’un mirasıyla göğüslüyor. 26 Temmuz’un en önemli mirası, en ağır koşullarda bile halkın yaratıcı iradesinin ve kararlılığının karanlığı yırtıp atabileceği bilgisidir. 26 Temmuz bu anlamda yalnızca Kübalıların değil; onlarla dayanışma içinde ABD emperyalizmine karşı mücadele eden, kendi ülkelerinde devrim ateşini yakmak için örgütlenen tüm dünya devrimcilerinin ortak mirasıdır.
26 Temmuz Ulusal İsyan Günü’nde, Küba’da devrime giden yolu aydınlatmış öncü kadroları saygıyla anıyor; emperyalist barbarlığa karşı yaşamlarını ve egemenliklerini cesurca savunan kardeş Küba halkını selamlıyoruz.
Yaşasın 26 Temmuz!
Yaşasın Küba Devrimi!
Yaşasın sosyalizm!
TKP Merkez Komite
