2010’a hazır mıyız? Bu çemberi kıralım!
Hemen akla gelen bir soruyu yanıtlayarak başlayalım. 2010 yılı, Türkiye kapitalizmi açısından her şeyin altüst olacağı bir nesnel krizin yaşanacağı yıl olmayacak. Başka bir değişle 2010 yılı dananın kuyruğunun koptuğu yıl değildir. Ancak dananın kuyruğunun kopacağı yıllar çok uzak değil. 2010 yılı bu kuyruğu tutmak için, daha sonra kaçırmamak için yapmamız gereken, örmemiz gereken, örgütlememiz gereken, tahkim etmemiz gereken, dönüşmemiz gereken “önemli” bir kesittir. Burada ortaklaşmayla işe başlamak durumundayız. Bu hassasiyeti, ehemmiyeti ve hayatiliği görmeden 2010 yılında yapılacakları kavramamız zor. “Bekleme hali”, “bakalım ne olacak” sorusu, “hadi hayırlısı bu da geçer” gibi algılayışlarla bu süreci örmek pek mümkün değil. Bu anlayış, belki örgütsel dönüşümde karşımıza çıkan en büyük engel. İşe buradan başlamalı. Yoksa eksiklerimizi görme ve gereklerini yerine getirme konusunda yavaş ve heyecansız yol alırız. Şimdi sırayla neleri amaçladıklarımızı kısaca ve “kabaca” yazmaya çalışalım.
Toplumla bağ sorunu
Sol hareketin örgütsel gövdesiyle toplumsal dinamikler arasında büyük bir boşluk vardır. Ne yazık ki toplumla, bugünkü siyasal ve örgütsel çalışmalarımızla bağımız güçlü, etkin ve büyük değil. Yıllardır yüzümüzü dışarıya dönmek, toplumsallaşmak, kitleselleşmek kavramları üzerinden tarif ettiğimiz bu olgu, son seçimlerde de görüldüğü gibi, varlığını korumaktadır. Toplumla bağımız zayıf, toplumsal örgütlenme deneyimlerimiz siyasal mücadelemiz açısından yetersiz. Bu gerçek üzerine yeniden kendimizi yapılandırmamız ve dönüştürmemiz gerekiyor.
Söylem sorunu
Parti dilini değiştirmeli. Kendi kavram ve literatürümüzün yanlış olduğu sonucu çıkmamalı. Ancak toplumun bütününe seslenebilen, seslendiğinde anlaşılabilen, anlaşıldığında ise etkili olabilen bir üslup sorunumuz olduğu açıktır. Parti yayınlarımız bu açıdan dilini ve tarzını değiştirmek için merkezi olarak yeniden yapılandırılıyor.
Seslenme sorunu
Sesimiz sizce her yere ulaşıyor mu? Parti yayınlarının dağıtımı, parti yayınlarının ya da aynı anlama gelmek üzere siyasetinin toplumsal odaklara, halka ulaştırılması konusunda ne durumdayız? Ulaştırmalıyız, dağıtmalıyız, göndermeliyiz. Bunun için haber portalımız, internet dünyasında en fazla ziyaret edilen siteler kategorisinde ilk 10’a girebilmelidir. Haftalık dergimiz örgütsel gücümüz ötesine geçen bir yaygınlıkta, emekçi halkın gazetesi Yurtsever yüz binlerce dağıtılmalıdır. 2010’a hazırlanmak, yayınlarımızı kaç kişiye ulaştırıyorum sorusuna yanıt vermektir.
Büyüme sorunu
Komünistler nicel olarak büyümelidir. Toplumsal bir güç olabilmek için, örgütsel bir gücün gerek şart olduğunu unutamayız. Nicel büyüme elbette siyasal bir etkinin sonucu olur. Ancak siyasal her çıkışın, örgütsel bir büyümeyle sonuçlanmadığı çalışma tarzının terk edilmesi gerektiği de açıktır.
Örgütlenme biçimlerinde zenginlik ve yeni araçların tarif edilmesi
Başka yerlerde direnç odakları dedik. Partimiz, artık tek başına yalnızca parti üyeliği anlamına gelecek örgütlenme biçiminden toplumsal örgütlenme damarlarına seslenme, içinde çalışma, toplumsal bir örgütlülüğü harekete geçirecek formlar oluşturmaya geçmelidir. Partimiz örgütten hareketini yaratmaya dönük bir sürece girmelidir. 2010’a hazırlanmak, hangi toplumsal dinamikler, nasıl bir yöntem, nasıl bir çalışma tarzı ve yüzlerce emekçiyle birlikte çalışabilmenin şekli nasıl olur sorularına yanıt aramaktır.
İdeolojik mücadelenin önemi
Bugün içinden geçtiğimiz süreç tek başına siyasal çağrılardan ibaret kalamaz. Yetmiyor. Aynı zamanda insanların dünya görüşlerinde yer etmiş temel parametlere dönük de söz söylememiz gerekiyor. Bu açıdan sol içinden değil, sağla hesaplaşacak bir tarihsel mücadele dönemini açmamız gerekiyor. Partinin bu alanda varlık göstermesi için aydın damarının güçlü tutulması şart. Okuyan bir parti gerekiyor. Okutan bir parti oluşturmalıyız.
Partinin örgütsel yapısında değişiklik
Partinin örgütsel yapısı, örgütsel bir formdan parti formuna geçmelidir. Bugüne kadar alıştığımız örgütsel yapı ve işleyiş daha büyük ve kitlesel bir forma göre düşünülmeli, parti hacmini genişletilmelidir. Bu genişleme aynı zamanda toplumsal direnç odaklarını kapsamak anlamına geliyor. Sonbaharda yeni tüzüğümüz yaşama geçecek. Bütün örgütlerde bunun için bir “hazırlık dönemi”ni önümüze koymuş bulunuyoruz.
2010’a nasıl hazırlanıyoruz?
Hem iyi hem kötü. Kötü olan bu hazırlık sürecinin partinin bütününde aynı derecede önem ve titizlikle ele alınmadığıdır.
“2010’a Hazırlan” çalışmamız, neredeyse bütün parti örgütlerinde yaşama geçirilmeye çalışılıyor. Ancak bu sürece tek başına “birim toplantıları kaldırıldı” naifliği ile yaklaşamayız. Aslında yukarıda hedefler olarak ortaya koyduğumuz bütün başlıkları başarmak için yeniden bir yapılanmayı önümüze koyduğumuz unutuluyor. Parti bütün alanlarda harmanlanıyor, bunun üzerine yeniden bir yapılanma gündeme gelecek. Bu harmanlanma süreci, parti merkezi tarafından adım adım örülmektedir. Bu adımların bütün parti örgütleri tarafından yakından ve eşit derecede hissedilememesi sorunu ise gerçek olmakla birlikte bir yerden sonra bütün içinde belirleyici bir öğe olmaktan çıkıyor.
Bir yandan konferanslarımızı yaparken bir yandan partiyi büyütürken, diğer yandan partinin çalışma tarzına dönük başka bir adımı yaşama geçirmeye çalışıyorduk. Dışımızla birlikte üretebilme, mücadele edebilme kültürü yaratma. 2010’a hazırlanma toplantıları bu açıdan bazı örgütlerimiz için çok yararlı olmuş, partinin dönüşümünde örnek noktalar ortaya çıkmış bulunuyor.
Yaz döneminde konferanslarımızla, örgütsel düzenlemelerimizle, yayınlarımıza dönük değişiklikle, yeni toplumsal örgütlenme hedefleri oluşturmakla, dışımızla birlikte davranma yeteneklerimizi artırmakla ve yayınlarımızı etkin bir dağıtım ağına ulaştırmakla bir hazırlık sürecinin içindeyiz.
Bu sürecin sonuçları partinin bütünü açısından görülecek ancak bu sürecin en temel halkası parti üyelerinin dönüşümüdür. Daha doğrusu değişimidir. Eksik kaldığımız taraf belki de en fazla burasıdır.
Hakkını veriyor muyuz?
Hayır. Partinin bütünü düşünüldüğünde bugün içinden geçtiğimiz “hazırlanma süreci”nin önemi ve sonuçları daha fazla değer kazanacak. Bütün içinde tekil tekil her üyenin ve tekil tekil her örgütün yaptığı hazırlıklar hiç de değersiz değil. Ancak hakkını tam olarak veremedik, vermiyoruz.
Partinin dönüşümü, hedefleri ortaya koymakla mümkün. Partinin dönüşümü, eksiklerimizi görmek ve tespit etmekle mümkün. Partinin dönüşümü, bu hedefler için harekete geçmek, bu eksikleri gidermek için müdahaleden geçiyor.
Ancak bu müdahalede kıramadığımız bir statükomuz var. Yapılan çalışmaları tarihsel çerçeveden değil, gündelik parti yaşantımızın bir parçası gibi değerlendirebiliyoruz. İçinde dolaştığımız çemberi kırmadan hakkını vermek mümkün olmayacak. Örgüt olarak da kişi olarak da...
Değişen bir Türkiye varsa değişen bir TKP de olmalıdır. Değişiklikleri, yeni süreci kavramayı anlamadan başarı gelmeyecek. Parti büyümelidir, büyüyebilir; Parti toplumsallaşmalıdır, toplumsallaşabilir; Parti sol bir odak haline gelmelidir, gelebilir; Parti hareketi Türkiye’nin her yerine yayılmalıdır, yayılabilir; Parti her yere seslenmelidir, seslenebilir; Parti toplumla bağlarını zenginleştirmelidir, zenginleştirebilir. Bütün bunların zemini vardır. Türkiye’de böyle bir nesnellik mevcuttur. Parti bu karanlık dönemde önemli mevziler kazanabilir.
Mesele budur. Bu mevzileri kazanmak için değişmek gerekiyor. “2010’a Hazırlan” süreci bu değişimi zorlamaktır. Bu değişim için merkezi olarak gündeme getirilen bir dönüştürme biçimidir. Sorun buradadır. Bunun görülmesi, hissedilmesi, yeniden üretilmesidir.
Komünist’in Ağustos 2009 tarihli 328. Sayısında yayınlanmıştır.









