Örtülü ikili iktidar

6 Haziran 2008

Anayasa Mahkemesi’nin üniversitelerde türban yasağının kalkmasına ilişkin Anayasa değişikliğini iptal etmesi ile birlikte, Türkiye’de siyasetteki bekleme hali sona erdi. Şimdi herkes hızlı adım atacak, konumunu pekiştirecek ve daha planlı programlı hareket etmeye başlayacak. Bundan 15 gün önce bu köşede “siyaset boşluk kaldırmaz, böyle bir AKP’ye karşı bu büyüklükte bir Türkiye’de birileri mutlaka harekete geçecekti, kapatma davası iyi düşünülmüş, sonrası bilinen bir karar değil” diye yazmıştım. Değişen bir şey yok, bununla birlikte şimdi plan yapmak için bir başlangıç noktası mevcut. Belirsizlik içinde kaosa gidiliyor ama AKP karşısındaki düzen güçlerinin belli bir strateji geliştirmek için daha fazla olanağa sahip oldukları da açık.

Halbuki belliydi... Türban konusunda çıkacak karar da belliydi, AKP konusunda çıkacak ve henüz ilan edilmeyen karar da... Suskun komutanların dili birden çözüldü, “malumun ilanı” deyiverdiler. Herkese malum oldu da, ilan edilmesi, strateji oluşturma gücünü bulamayanlara güçlü bir zemin yarattı. Şimdi, ille bir tane olması da gerekmiyor, AKP’ye karşı stratejilerin olgunlaştırılacağı bir dönem açılmıştır.

Ancak karmaşa sürecektir. Büyükanıt “İslamcılaşmayı yargı engeller” türü bir söz sarf etti, buradan yargıya yaslanan bir strateji çıkar. Yetmez! AKP’yle mücadelede “baraj oluşturma” sorumluluğunu yüksek mahkeme ve genel olarak yargı yerine getirebilir ama güçlü AKP’yi durdurmak, eğer yerine bir şey konamıyorsa, kaosu derinleştirmekten başka bir şeye yaramaz. Bir kanadın tek başına yargıya bel bağlaması, yargıyı da şaşırtıcı bir hızla ekarte eder. Daha açık bir ifadeyle, aralarında büyük güvensizlikler olan CHP, TSK, yargı üçlüsünden ilkinin beceriksiz, ikincisinin eyyamcı halleri sürerken yargının vurucu güç olması, AKP’yi hırpalar ama yargıyı hızla çökertir.

Çıkan karar AKP’nin kapatılacağının da ilanıdır, yani malumun. Bu koşullarda, ne yaptığını bilmeyenlerin biraz toparlandığı, belli bir perspektifle hareket eden AKP’nin ise kısmen bocalamaya başladığı bir dönem açılacaktır. Ancak işler ilginç bir biçimde gelişmekte, yargının inisiyatif alması, AKP’nin inisiyatif kaybetmesi anlamına gelmemektedir.

Bu ne demektir? Türkiye’de örtülü ve sermaye ile emperyalizmin daha fazlasına izin vermediği bir ikili iktidar dönemi açılabilir, hatta açılmaktadır. AKP’nin içindeki heyecanlı unsurların “Anayasa Mahkemesi kararları halkoyuna sunulsun” diye açıklama yapmaları, aptallıklarının yanı sıra, ikili iktidar konjonktürünün baskısını fazlasıyla hissetmelerinden kaynaklanmaktadır.

Türkiye burjuvazisi, krizden asla muaf olmayan bir “derin uzlaşma”ya ulaşmadan önce sözünü ettiğim türden bir örtülü ikili iktidar dönemine katlanmak zorunda kalabilir.Ve bu dönem sanıldığından zorlu geçebilir, düzen dışı güçlere umulmadık olanaklar açabilir...

Solda örtülü AKP destekçileri ile “eşit mesafede durma hastaları”nı bir kenara koyun. Mesele, böyle bir dönemi, düzen güçlerine yedeklenmeden ama cesur bir konumlanış ve açılımla değerlendirmekte...

Siyasetin saati yeniden tik taka geçmişken bizim de kendimizi gözden geçirip, kendi yolumuzu açmamız gerekiyor.