Değerlendirme buraya kadar haydi 1 Mayıs’a...
Üç konfederasyonun 1 Mayısı Taksim’de kutlama kararlılığı, olumlu bir gelişmedir. Gönül isterdi ki, Türk-İş geçen yıl Kadıköy’de miting yapmayıp DİSK’in ve hepimizin yanında durmuş olsun... Gönül isterdi ki, KESK bir kez olsun, şu Türkiye’nin her yerinde 1 Mayıs kutlama fikrinden vazgeçip, bütün güçlerini İstanbul’a yönlendirsin... Gönül isterdi ki, 1 Mayıs vesilesiyle sermayenin saldırılarına karşı yurt çapında etkili bir propaganda sürdürülsün...
Bunlar olmadı, olmuyor... Ortalıkta 50 bin, 100 bin, 500 bin rakamları uçuşuyor...
Gerçekçi mi?
Geride kalan günler iyi değerlendirilirse evet!
İnatlaşma ve protokoler bir hesaplaşmanın ötesine geçilirse, mümkün.
Zaten başka çare yok. Bu saatten sonra, uzun bir süreden sonra en geniş tanımıyla “emek güçleri”nin ortak kararlılık gösterdiği bir konuda küçük ölçek, küçük düşünmek herkesi üzer.
Hükümetin hesaplarının bozulması için ölçeğin büyütülmesi gerekiyor. Geçen yılki “terör”e karar vermelerinin nedeni sayıyı gözlerine kestirmeleriydi. Dünyanın polisini yığarak ve ellerine sınırsız yetki vererek saldırdılar. Emekçilerin kararlılığını değil, İstanbul’u dağıttılar...
Bu kez buna cesaret edememeliler. Sayı artmalı... Türkiye’nin her yerinden İstanbul’a koşmalı... Bugün değilse ne zaman? Diğer kentlerde yapılan 1 Mayıslar, hükümetin “bakın izin verdik, ne güzel sorun çıkmadı, Taksim’de inadın ne alemi vardı” propagandasına hizmetten başka bir anlam taşımayacak ne yazık ki... İzmir’de, Ankara’da, başka yerlerde kaç kişi toplanırsa toplansın, herkesin gözü kulağı Taksim’de olacak.
Bütün emekten yana güçler bu gerçeği bilerek hareket etmeli, Türkiye işçi sınıfının siyaset sahnesine etkili bir giriş yapması için ele geçen bu fırsatı değerlendirmenin ne kadar önemli olduğunu kavramalıdır.
Geçen yılın tekrar etmemesi gerekiyor. Geçen yılın ötesine geçmek gerekiyor. Bunun için hâlâ fırsat var.
1 Mayıs bir fetiş değil. Taksim zaptedilecek bir kale değil. Ancak madem hükümet işçi düşmanlığında tek bir adım geri atmıyor, madem bu tablo bütün sendikal yapılarda bir rahatsızlık yarattı, madem üç konfederasyon bu meydan okumaya karşı kararlı bir duruş sergiledi, o zaman devamı gelmeli...
Türk-İş’ten gelen açıklama 500 bin... Ne güzel...
O zaman 500 kişiyle çiçek bırakmamak için hep beraber uyanık, kararlı ve çalışkan olmalıyız. Türk-İş yönetimi de... Bugün üç konfederasyonun kendi örgütlülük ve meşruiyetleriyle, üzerine koyalım sol parti ve hareketlerin örgütlülük ve meşruiyetlerini, bu sayıya ulaşılamaz. Ama ortak bir akılla hareket eder, mevcudun ötesine seslenirsek, bunun çok ötesine dahi geçilebilir.
Bunun için kollar sıvanmalıdır.
Bu yıl her durumda kitlesel bir 1 Mayıs gerekiyordu. Taksim, kitlesellik gereksinimini ortadan kaldıracak bir kaçış yolu haline getirilmemelidir. Üç konfederasyonun Taksim iddia ve kararlılığı, kitlesellik eşiğini azaltmamış, yükseltmiştir. Bizim görevimiz bu eşiğe ulaşıp, onu aşmak için her tür olanağı kullanmaktır.
TKP ve Yurtsever Cephe bunu yapacaktır.
