Kemal Okuyan

Örtülü ikili iktidar

6 Haziran 2008

Anayasa Mahkemesi’nin üniversitelerde türban yasağının kalkmasına ilişkin Anayasa değişikliğini iptal etmesi ile birlikte, Türkiye’de siyasetteki bekleme hali sona erdi. Şimdi herkes hızlı adım atacak, konumunu pekiştirecek ve daha planlı programlı hareket etmeye başlayacak. Bundan 15 gün önce bu köşede “siyaset boşluk kaldırmaz, böyle bir AKP’ye karşı bu büyüklükte bir Türkiye’de birileri mutlaka harekete geçecekti, kapatma davası iyi düşünülmüş, sonrası bilinen bir karar değil” diye yazmıştım.

Kepçe kulaklı demokrasi

30 Mayıs 2008

Önder Sav’ın odasının bir biçimde dinlenmesi CHP’yi ayağa kaldırdı. Ayağa kalkmakta haklılar da, on yılladır bu ülkenin solcularına yaşatılan ve yaşatılmaya devam edilen “büyük gözaltı”na onay verenlere, bunu sistemin en temel meşru haklarından birisi olarak görenlere oturun oturduğunuz yere demek geliyor insanın içinden...

Yasa dışı dinleme, “yasal dinleme”nin çocuğudur. Yasal dinleme adı altında telefonların, siyasi parti, dernek ve sendika binalarının, toplantı salonlarının dinlendiği bir ülkede yasa dışı dinleme olmazsa olmaz!

Siyaset boşluk kaldırmaz

23 Mayıs 2008

Siyasetin boşluğa izin vermeyeceği, özlü ve bir o kadar da anlamsız bir sözdür. Kesinlikle doğrudur ama siyaset zaten sıfırlanamayacağı için, malumun ilanıdır, gereksizdir. Boşluk olmaz, birileri kapatır ya da kapatır gibi yapar!
AKP’ye dönük kapatma davası ve yargıdan hükümete karşı yükselen sesi planlı programlı bir hareket gibi algılayıp, devletin içinde ne yaptığını bilen birilerinin olduğunu düşünmek pek de gerçekçi değildir.

Herkes işini yapsın...

16 Mayıs 2008

AKP kapatılacak mı, Ergenekon soruşturması nereye kadar gidecek, Abdüllatif Şener AKP’yi bölecek mi, asker ne zaman harekete geçecek, ABD desteğini çekecek mi, Avrupa Birliği Erdoğan’a sahip çıkacak mı, hükümet ve genelkurmay Kürt paketinde uzlaştı mı, erken genel seçim gündemde mi?

Laikliği dayatmayın, piyasayı dayatın!

9 Mayıs 2008

Avrupa Birliği Komisyonu’nun Sosyal Demokrat Parti’den gelme Portekizli başkanı Jose Manuel Barroso Türkiye üzerine konuşmayı pek seviyor. En son, ABD-AB ortak yapımı bir operasyonla dağıtılan Yugoslavya’dan olma Slovenya’da bir soru üzerine “zorla laiklik olmaz” deyiverdi.

1 Mayıs’tan geriye kalan

2 Mayıs 2008

Önce 1 Mayıs’a sahip çıkan, İstanbul’u barbarlara terk etmeyen, kafasını suya, gaza uzatan, orantısız şiddete ölçüsüz akıl ve kararlılıkla yanıt veren tüm emekçilere, emekten yana aydınlık insanlara koskoca bir selam. Yurtsever Cephe ve TKP bayrağını onurla taşıyan, büyük bir titizlik ve disiplinle randevu yerinde buluşan ve başka noktalarda polis terörüne direnirken buluşmaya yetişemeyen dostlara ve yoldaşlara teşekkürler.

Değerlendirme buraya kadar haydi 1 Mayıs’a...

25 Nisan 2008

Üç konfederasyonun 1 Mayısı Taksim’de kutlama kararlılığı, olumlu bir gelişmedir. Gönül isterdi ki, Türk-İş geçen yıl Kadıköy’de miting yapmayıp DİSK’in ve hepimizin yanında durmuş olsun... Gönül isterdi ki, KESK bir kez olsun, şu Türkiye’nin her yerinde 1 Mayıs kutlama fikrinden vazgeçip, bütün güçlerini İstanbul’a yönlendirsin... Gönül isterdi ki, 1 Mayıs vesilesiyle sermayenin saldırılarına karşı yurt çapında etkili bir propaganda sürdürülsün...

“Ayaklanma Zamanı”

18 Nisan 2008

Adana’da tüp patlaması sonucunda yaralanan ve yanık tedavisi amacıyla bir özel sağlık merkezine getirilen biri çocuk iki kişinin ortada kalması, başka bir hastaneye nakil için para engeline takılması ve acılar içinde kıvranması...

Bu ticarethane için yasal işlem başlatılmış, hatta beş günlüğüne kapatılmış... Hükümet bu tür olaylara asla izin vermeyecekmiş...

Peki nasıl olacak?

Sol gerçeklerden kaçamaz

11 Nisan 2008

Felaketten, kaostan, komplolardan değil, açık gerçeklerden, Türkiye’nin gerçeklerinden söz edelim. Söz edelim ve solun bu gerçeklerle nasıl yüzleşeceğini, bu gerçekler karşısında nasıl gerçek ve devrimci bir aktör olarak rol üstleneceğini tartışalım.

Çoban Sülü...

4 Nisan 2008

AKP’nin halkçılığından da, demokratlığından da... Gına geldi...

Ne dediğini bilmeyen, ne dediği çok da önemli olmayan bir mankenin ağzından çıkan laflar, Türkiye’de "elitist" diktatörlüğün kanıtı olarak sunuldu ya... Birileri bunu yedi ya...