Baas solu mu?

4 Nisan 2008

Yıllarca solcu cesetlerinin üstünde fotoğraf çektiren darbeciliğin, bir çırpıda sola yıkılmaya kalkışılması sizde de öfkenin yanı sıra, kahkahalarla gülme isteği uyandırmıyor mu?

Kanlı ve acılı tarih değil güldüren. Bu kampanyanın kötü bir çeviriye benzemesi.

Türkiye’de “darbeci sol” diye bir hedef seçmek ve milleti buna inandıracağını sanmak için, aklını peynir ekmekle yemiş olmak gerekir.

Peynir ekmekçiler, Kurtuluş Savaşı’nı da bir tür darbe ya da çetecilik sayıyorlardır. Ne de olsa Babıali’nin Anayasal düzenini işgal askeri değil, Anadolu’da silaha sarılanlar zedelemiştir! O yüzden ta o zamanlardan başlayalım…

Solun, Kurtuluş Savaşından gördüğü muamele acımasız bir katliamdır. Suphi ile Nejat’ı kim öldürdü tartışmasına dönmeyelim belki ama ne Mustafa Kemal’in ne de Enver’in ölülerimiz için gözyaşı dökmediklerini de bilelim. Yani TKP 1920’lerdeki “büyük politika”ya dahil edilmemiştir.

Sonrasında da provokasyon işlerini hiç beceremedik! Ama Şeyh Sait isyanı vesilesiyle saldırılan, Donanma davasından Tan matbaası baskınına, 6-7 Eylül olaylarına kadar provokasyonlara hedef olan, komplodan başını kaldıramayan hep biz olduk.

1950’lerde “DP’yi istemiyoruz” diyen en güçlü sesin, peşi sıra Beyazıt’ta şehit düşene ağıt yakan Nâzım Hikmet’inki olduğunu kim reddedebilir? Peki Nâzım’ı darbeyle bağlantılandırmak olur mu? Olmaz; hem partisi etkisizdir, hem de düzenin tüm tarafları Nâzım’ı lanetlemiştir.

Bir de, yüzyıllar önce ütopyacıların hükümdarların başını ağrıtması gibi, 27 Mayısçılara öneri dosyası sunmayı deneyen Hikmet Kıvılcımlı vardır…

Özetle sol 27 Mayıs “darbesi”ne sokuşturulamamaktadır.

1960’ların TİP’i ise, Türkiye siyasetinin o güne kadar gördüğü en önemli kitle siyaseti örneğidir. Hangi darbeci gelenek? TİP emekçi kitlelerin vicdanıdır. Üstelik darbenin gelişini görmesi ve tavır almasıyla bu parti 1971’de Türkiye’nin namusunu temsil etmiştir.

Asıl darbeciliği kanıtlanmaya çalışılan ise aynı dönemden bir diğer akım. Bu akımı oluşturan Yön ve MDD hareketlerinin, yanlış bir değerlendirmeyle, kapitalist düzenin en önemli egemenlik aygıtlarından birine ilerici giysiler yakıştırdıkları vakidir.

İyi de bu hatayı Avcıoğlu veya Belli, kime karşı yapmışlardır?

Türkiye’yi NATO’ya, yani kanlı bir savaş örgütüne üye yapanlara karşı! Emperyalizmin çiftliği haline getirenlere karşı! Türkiye’yi sömürgecilere karşı bağımsızlık isteyen halklara düşman edenlere karşı! Kürt kimliğini inkar eden ırkçılara karşı! Emek düşmanlarına karşı! İktidarlarını Türkiye’nin geriliğine borçlu olan yağmacılara karşı!

Yanlış yanlıştır. Ama, kimse kusura bakmasın, en yanlış solcu bile, böyle düşmanlar karşısında tarihsel olarak haklıdır. Üstelik 9 Mart bir niyet ya da rivayetken, 12 Mart emekçilerin, aydınların, solun tepesine inen kanlı bir gerçektir.

Biri rüyasında solun darbe yapıp adam kestiğini görebilir. Ama sağ darbe yapmış ve insanları kurşunlamış, asmış, mahallelerini başlarına yıkmış, ülkeden kovmuş, hapislere doldurmuştur.

Arıyorum, arıyorum, ciddi bir Baas solcusu bulamıyorum!

Selçuk ve Perinçek mi?

Solun sınırlarını tartışmayacağım. Yalnızca, darbe yapmayı bilen tek kurum olarak ordunun, ekibini böyle oluşturduğuna inananların tedaviye ihtiyaçları vardır, diyeceğim.

Kendilerine çeşitli sıfatlar yakıştıran bir takım subay dernekleri mi, benzeri vakıflar mı?

İyi de, bu sol denilen alan, sağcıların ellerine geçirdikleri bütün çerçöpü tıkıştıracakları bir torba mıdır? Herhalde solun sınırlarını tartışma hakkımız vardır!

Arıyorum, arıyorum… Koca memlekette bunca yaygaraya meze yapılacak Baas solcusu bulamıyorum. Kısmet; Türkiye’nin gelişkinlik düzeyi, siyasal, kurumsal gelenekleri, sınıf ilişkileri, dünyadaki yeri, bu tür akımlara yer bırakmamış.

Ama yok diye, arkasından ileri geri konuşulmasına seyirci mi kalalım? Sömürgelikten çıkmaya uğraşan Arap toplumlarının ulusal kurtuluşçu akımının, neyle suçlandığını sormanın zamanı gelmiştir. Sömürgeciliğe isyan ettiği için mi suçludur bu tür akımlar? İngiliz veya Fransız mandasına mı, yoksa ülkelerinin en sıkı işbirlikçilere teslim edilmesine mi isyan etmeleri günah sayılmaktadır? Emperyalistlerle değil de, kurtuluş mücadelesi veren başka halklarla dayanışma içine girmek suç mudur? Zaman zaman, sosyalist ülkelerden çeşitli yardımları kabul etmek günah mıdır?

Baas solculuğu sütten çıkmış ak kaşık değildir kuşkusuz. Onların suçu, eleştirdikleri kapitalizmi tasfiye etmemektir; emperyalizmle köprüleri büsbütün atmak yerine pazarlığa oturmaktır. Yurtseverliği sosyalizme taşımamak, burjuva milliyetçiliğini sırtından atmamak suçtur.

Bu konularda ise AKP’nin tarikatçı, pornocu, itirafçı, faşist ve cahil tetikçilerine laf düşmemektedir.