Aydemir Güler

Hangi Aydınlanma?

6 Haziran 2008

Güvenilir olmayan bir kaynaktan aktaracağım.

Hürriyet’te Fatih Çekirge, eski cumhurbaşkanı, daha doğrusu Türkiye Cumhuriyeti’nin son Kemalist devlet başkanı Ahmet Necdet Sezer’in bir temasından söz etti geçenlerde. Çekirge’nin aktardığına göre, Sezer, yeni kitabı vesilesiyle Yaşar Nuri Öztürk’ü aramış. Ve şöyle demiş: “Sayın Öztürk, ‘Allah ile Aldatmak’ isimli kitabınızı okudum. Bu kitap inanın ki, Cumhuriyet'in manevi manifestosudur.”

Diyarbakır yalanları

30 Mayıs 2008

İkinci AKP döneminin Türkiye’nin Kürt politikasında yeni bir evreyi temsil ettiği doğrudur.

Bir: Türkiye Cumhuriyeti’nin geleneksel “Kürt iktisat politikası”, vülgarize edersek, yatırım yapmayalım, yoksul kalsınlar, kolay boyun eğsinler, çabucak başka diyarlara ya da öbür dünyaya göçsünler biçimindedir. AKP, bu klasik inkarcılığın sınırlarını ilk zorlayan değildir. Ama Kürt coğrafyasını Türkiye kapitalizmine tam boy eklemlemek için bu kez ortada yeni bir iktisadi faktör vardır. İlk kez yerel burjuvazi Ankara’nın partneridir.

Çoğunluk diktası mı?

23 Mayıs 2008

AKP’nin “işin cılkını çıkardığını” düşünen çevrelerde bir süredir bu deyim kullanılıyor. Kendinizi laik, liberal, sağcı, solcu, Kemalist, vs saymanız fark etmiyor. Bunu söyleyenler, AKP’nin politik hattı ile aralarına belli bir mesafe koyuyorlar ve belki aralarında “işin cılkı çıktı” şeklinde bir değerlendirmeyi alenen dillendirenler pek az bulunuyor. Bu da fark etmiyor…

Kraliçe, yenikler ve bizim taraf

16 Mayıs 2008

İngiltere kraliçesi Türkiye’ye üç kez gelmiş. İlkinde, 1961’de Menderes’leri idam etmeyin demek için Cemal Gürsel’le görüşmüş. Başka bir şey konuşulmuş olması imkansız; ziyaret ancak bir saat sürmüş, görüşme de havaalanında yapılmış.

İkincisi 1971’de. Söylendiğine göre kraliçe Batının demokrasi hassasiyetine aracılık etmiş. 12 Mart rejiminden çıkılmasını salık vermiş.

Şimdi de AKP kapatılmasın diyorlar...

AsParti’yi efsane kurtarır mı?

9 Mayıs 2008

Yaşar Büyükanıt’ın emeklilik günlerine hazırlandığını kamuoyu birkaç ay önce karısından öğrenmişti. Sonra emekliliği nasıl da iple çektiklerini duyma fırsatımız oldu. Artık son aylardaki asker suskunluğunu bile paşanın birkaç ay içinde görevden ayrılacak olmasıyla birleştirir olduk. Kendisi de söylüyor: Emekli olduktan sonra anlatacakmış.

Yerine geleceği bilinen İlker Başbuğ’un selefinden daha iyi bir hazırlığa ihtiyacı olduğu kesindir.

İşçi sınıfı ve AKP

2 Mayıs 2008

1 Mayıs’ı “demokrasi” mitingiyle –siz onu AKP’ye destek diye okuyun- kutlayan Hak-İş’in yöneticileri miting öncesinde Anıtkabir’e çıktılar. Başkan Salim Uslu, adet olduğu üzere çelengi yerine koymakla görevli tören askerlerinin hemen arkasında yürüdü. “Biz bu AKP’ciliğimizle ne yapacağız” kaygılarını gidermek için olsa gerek, Ata’sına 1 Mayıs’ın tatil edilmemesi nedeniyle yaşadığı burukluğu da yazdı…

Kurtarır mı?

Bence kurtarmaz!

Kim söyletiyor?

25 Nisan 2008

Geride bıraktığımız günlerde Meclis sosyal güvenliği tasfiye yasasını kabul etti. İşin ilginç tarafı bu yasanın bir benzeri daha önce bir kere daha Meclis’ten geçmiş, daha sonra yargıdan dönmüştü. Peki, hal böyleyken, Meclis’in yeni girişiminin çok daha az ses çıkarması, bu kadar tartışılmaması beklenmez miydi?

Bunlar Bize Yazar

18 Nisan 2008

Türkiye’nin çok ilginç bir dönemden geçtiği kesindir. Bu sürprizli bir dönemdir.

Olağan dönemlerde genel olarak yaşanan gündelik gelişmeler bir ana doğrultunun etrafında kümelenir, toplanır. Ana doğrultuyu daha ileriye çeken veya yavaşlatmaya, yönünü değiştirmeye çalışan etkenler de vardır elbette. Ama ortaya çıkan sonuçlar, her şeyin değişmeye açık olduğu yeni bir kavşağa ulaşana kadar belli bir düzenlilik, tutarlılık gösterir. En azından, ara sonuçlar yolun sağından soluna zıplayıp durmaz.

Dil korkusu

11 Nisan 2008

Başbakan, Diyarbakırlı heyeti kabul ettiği sıra yine küfretmekten geri duramamış. Anadilde eğitim diyen baro başkanı Erdoğan tarafından yalancılıkla itham edilince toplantıyı terk etmiş. Anlaşıldığı kadarıyla başbakan, engin bilgisine dayanarak anadilde eğitim diye bir şeyin dünyada örneği bulunmayan bir Kürt uydurması olduğunu düşünüyor.

Kimseye yaranamayan sivil toplum heyetine takılmayacağım. Ben anadille ilgiliyim.

Baas solu mu?

4 Nisan 2008

Yıllarca solcu cesetlerinin üstünde fotoğraf çektiren darbeciliğin, bir çırpıda sola yıkılmaya kalkışılması sizde de öfkenin yanı sıra, kahkahalarla gülme isteği uyandırmıyor mu?

Kanlı ve acılı tarih değil güldüren. Bu kampanyanın kötü bir çeviriye benzemesi.

Türkiye’de “darbeci sol” diye bir hedef seçmek ve milleti buna inandıracağını sanmak için, aklını peynir ekmekle yemiş olmak gerekir.