Darbe Çocukları
Turgut Özal’ı nasıl bilirsiniz?
Biraz yaşını başını almış olanlar, “iyi biliriz iyiii” diyecektir.
1990 yılında Zonguldak – Ankara yolunu paralayan maden işçileri onun için güzel bir slogan bulmuşlardı: Çankaya’nın şişmanı, işçi düşmanı.
Belgesel yalanları: Asker Özal’ı sevmiyormuş!
Televizyon belgesellerine sorarsanız başka türlü söyler.
Gençlere Özal’ı “askeri yönetimden sonra gelen sivil lider” olarak tanıtıyorlar.
1983 yılında, 12 Eylül darbesinin üçüncü yılında yapılan seçimlerden başbakan olarak çıkmıştı. Allah onu memleketin başından bir on yıl eksik etmedi.
Sağda, General emeklisi Turgut Sunalp vardı karşısında. Partisinin amblemi horozdu, siyasetten o kadar anlıyordu. Belgeselcilere bakarsanız Kenan Evren’in seçtirmek istediği oydu.
Oysa Turgut Özal, 12 Eylül darbesinin ardından oluşturulan bakanlar kurulunda Başbakan Yardımcısı konumundaydı ve askeri yönetimin ekonomi müdürüydü.
Darbecinin daniskasıydı.
Darbeden 8 ay önce “24 Ocak Kararları”nı hazırlamıştı. 12 Eylül’ün ekonomide bütün yaptığı sivil bir sağcı hükümetin elinden çıkmış olan 24 Ocak Kararları’nı uygulamak oldu. İşkence, idam ve her türlü zulümle birlikte.
Özal, ancak darbe ile uygulanabilecek bir işçi düşmanı plan hazırladı. Askerler darbeyi yapıp onu ekonominin başına getirdi. İşte bu Özal, sivilleşmeyi sağlamışmış. Asker onu sevmezmişmiş. Halkın askere tepkisi sayesinde seçilmişmiş.
Özal’ın önemli bir başka icraatı da askeri idare zamanında binlerce insanı sefil eden bankerler skandalıdır. Özal’ın yaptığı bir “reform”la bankerler kontrolsüz biçimde faiz vererek paraları vatandaştan topladılar. Gariban işçi – memur emeklisi eline geçen üç kuruş emekli ikramiyesini sahtekar bankerlere kaptırdı. “Yüksek faiz veriyoruz” diye topladıkları paraları batırdılar. Aslında olan şey basitti, yoksulun parası toplandı bir yerlerde birikti, sonra bu para battı. Yani büyük sermayenin kasasını doldurdu. Tüm bunlar devletin gözü önünde oldu. Özal’ın banker reformu ile oldu.
Özal’ın o zamanki maliye bakanı çıktı pişkin pişkin şunu söyledi: “Vatandaş üç beş kuruş fazla kazanmak için kumar oynamıştır.” Özal ile maliye bakanı istifa etmediler, beklediler. Özal bakanına “hemen istifa edersek skandalın bütün yükü sırtımıza kalır” demişti.
1982’de parti kurmak için askeri idarenin bakanlar kurulundan istifa ettiler ve 1983’te Başbakan ve Maliye Bakanı olarak geri döndüler. Seçimle!
AKP asker vesayetini kırıyormuş
Özal için “sivil siyasetçi” hikayelerini uyduranlar AKP için, onun velisi Fethullah Gülen için de benzer hikayeler uyduruyor.
Memleketin tescilli gericileri “asker vesayetine karşı sivilleşmeyi” temsil ediyor buna göre.
Oysa Fethullah Gülen kendisi söylüyor: Ne yaptıysak, hükümetin, devletin bilgisi dahilinde yapmışızdır. Sayın Özal’ın, Sayın (darbeci) Evren’in desteğiyle yapmışızdır. Böyle diyor.
Olan şey basit. Yıllarca darbecilerle kolkola sola karşı savaşanlar şimdi zamanında onlara patronluk etmiş cuntacıları da beğenmiyor. Hakimiyeti tamamen ele geçirmeye çalışıyorlar.
Ordu’yu siyasetten uzaklaştırmak istiyorlarmış!
Darbeci generaller dini siyasetten ne kadar uzaklaştırdıysa, gerici mollalar da orduyu siyasetten o kadar uzaklaştırıyor.
Bando mızıkayı yollayıp, mehteran bölüğünü getirecekler.
JİTEM’i kapatıp, yeniçerileri sokağa salacaklar.
“AKP 28 Şubat’ın ürünüdür”
Ağızlarından düşürmedikleri 28 Şubat efsanesini de unutmayalım. Asker siyasete müdahale edip Refah’ı antidemokratik bir biçimde iktidardan indirdi diyorlar. Refah kapatılırken avuçlarını ovuşturan kendileri değilmiş gibi.
Şimdi iktidarı paylaşan Abdullah Gül ve RTE, gerici Refah Partisi’nin “yenilikçi” kanadını oluşturuyordu. Yeni partilerini kurmak için çalışmalara başlarken Refah’ın kapatılmasını bile beklemediler.
12 Eylül’de de böyle olmuştu
Darbeciler Necmettin Erbakan’ın Milli Selamet Partisi’ni kapatıp, gerici siyasetçiyi gözetim altına alırken, kendileri kürsülerden ayetler, ha¬disler eşliğinde söylevler çekmeye başlamışlardı.
Kontrollü bir biçimde dini kullanmayı darbeciler de ihmal etmedi.
Bir fark yok. Liberal soslu din istismarcıları solu ezip gericiliği tırmandıran cuntanın kendilerine öğrettiklerini unutmamışlar.
Darbeciler, gericiler, liberaller hep birlikte sola karşı
Hepsinin tek derdi var. Yoksulu daha yoksullaştıran, zengini azdıran bu sömürü düzenini payidar kılmak. Paranın saltanatı sürsün diye omuz omuza verirler.
Parayı paylaşmak gerektiğinde kavga eder, emeğiyle yaşayan yoksulların sesi yükseldiğinde tekrar kenetlenirler.
Bakmayın yalanlarına: Kenan Evren, Fethullah Gülen, Tayyip Erdoğan ve temsil ettikleri güruh...
Hepsi darbecidir. Hepsi darbe çocuğudur.
| Ek | Boyut |
|---|---|
| Yurtsever 93/Eylül - Kapak | 130.39 KB |









