AKP GİTMELİ
AKP, gericiliğin karanlığından, piyasanın vahşetinden, Amerikan çömezliğinden beslenmektedir. AKP, halka düşman politikaların sorumlusudur.
İktidara geldiklerinden beri bağırıp çağırmaları bundandır.
Her geçen gün emekçi haklarına saldırmaları, kıdem tazminatına el uzatmaya hevesli olmaları, işçi sağlığını ve iş güvenliğini hiçe saymaları bundandır.
Zaten gerici olan anayasayı daha da gerici ve emekçi düşmanı yasalarla donatmaya kalkmaları bundandır.
Bu işbirlikçi-gerici sürüsüne bu cesareti veren “boş vermiş”lerin, “vurdumduymaz”ların, “buna da şükür”cülerin suskunluğu, boyun eğişleridir.
O yüzden meydanlarda böbürlenerek “gücümüzü bizi seçenlerden alıyoruz!” diyebiliyorlar… Halk düşmanı yüzlerini saklamak gereğini bile duymuyorlar.
Bu halk düşmanlarına, soygunculara, tescilli kaçakçılara, yağmacılara ve ülkemizi karanlık bir geleceğe sürükleyen işbirlikçilere hâlâ tahammül mü edeceksiniz?
“Yeter artık! Defolun gidin başımızdan, uğursuz işbirlikçiler!” demenin, bu hırsızlar sürüsünü kovmak için mücadeleye katılmanın zamanı gelmedi mi hâlâ?
Bağırıp çağırmaları, öfkeleri korkularındandır!
Korkuyorlar. Bu işbirlikçi-gericilerin başkanı Tayyip Erdoğan,
Hak arayan, hesap soran işçileri, emekçileri, çiftçileri hatta kendisine oy vermiş olan sıradan vatandaşları kandırarak, kandıramadıklarını azarlayarak susturmaya çalışıyor.
Etkisi olan katılımı az eylem ve etkinlikler bile onları korkutmaya yetiyor. Hemen bağırmaya başlıyor.
Daha olmadı çıkardıkları daha baskıcı, faşizan yasalarla ya da yasadışı uygulamalarla sindirmeye çalışıyorlar. En küçük hak arama eylemine bile tahammül edemiyorlar. İstiyorlar ki, ne derlerse yapılsın, ne isterlerse kabul görsün!
Yaptıkları haksızlıklara, soyguna, ülkemizi karanlığa taşımalarına karşı çıkanlara öfke biriktiriyorlar.
Ama en çok da halkın birikmiş öfkesinden korkuyorlar.
Korkuları haksızlıklarındandır.
Ve pekala biliyorlar ki; halkın gücü, eşitliğin ve aydınlığın gücü karşısında dayanamayacaklardır.
Ve bir daha geri dönmemek üzere bu güzelim memleketten, memleketimizden defolup gideceklerdir.
Ülkeyi bataklığa çevirdiler ve bu bataklıkta debelenip duruyorlar. Çırpındıkça biraz daha batağa saplanıyorlar. Kendi felaketli geleceklerine ülkeyi de sürüklemeye çalışıyorlar.
Ya bu işbirlikçi-soyguncu sürüsüne “boyun eğeceğiz.”
Ya da “Yağma yok! Dur!” diyeceğiz.
Başka yolu yok!
Korkularını topluma yayarak örtmeye çalışıyorlar!
Ergenekon denilen heyülanın muhayyel darbe tehdidini her gün yeniden pişirip servis etmelerinin nedeni “korku topluma” yaratarak, işbirlikçi ve piyasacı politikalarının zeminini güçlendirmektir. ABD’den icazet alınmadan bu ülkede darbe yapıldığını gören var mı, bilen var mı? Sırtını ABD’ye dayamayanların darbe yapmaları mümkün mü? Rektöründen, kontrgerillacı emekli paşasına, işkencecisine, tiyatrocusundan, sosyete eşcinseline kadar uzatılan 86 sanıklı “Ergenekon bulamacı” mı darbe yapacak? Onlar da biliyor olmayacağını ama “Ergenekon bulamacı” üzerinden siyaset yapmak işlerine geliyor, liberal geçinen zavallılarla birlikte…
Oysa ki AKP, 12 Eylül darbesinin “neseb-i Amerikan” çocuğu değil mi? Darbenin uzantısı olarak ABD icazetiyle ülkeye servis edilmedi mi? Ülkeye ve bölgeye yönelik Amerikan emperyalizmin politikalarının sadık uygulayıcısı değil mi?
Bu durumuyla AKP işbirlikçiliğin ve onursuzluğun odağı değil mi?
Bu onursuzlar, “Ergenokon bulamacı”nı, yurtseverlerin, işçilerin, emekçilerin, memleketini seven insanların gözünü korkutma aracı olarak kullanmaya çalışıyorlar. Emperyalizmin, piyasanın ve gerici politikalarının karşısında mücadele edenleri, direnenleri sindirmek için korku yaymaya çalışıyorlar.
Korka korka yaşamanın sınırına gelinmedi mi? Bıçak kemiğe dayanmadı mı? “Yetti beee!” demenin zamanı gelmedi mi?
Kasımpaşalı, krize de dikleniyor ama…
Bu gerici-işbirlikçi güruhun başkanı, “kriz bize değmez” diyor, “krizi fırsata dönüştürürüz” diyor…
Ama, ülke bir felakete sürükleniyor… Zaten yaşam ve çalışma koşulları güç olan işçi ve emekçilerin sırtına daha krizin başında dayanılmaz yükler bindi. Otomotivden inşaata, tekstile tüm sektörlerde yüzlerce işçi kapı önüne kondu ya da ücretsiz izne çıkarıldı.
İş cinayetlerine “kader” diyen kafa, krize ve emekçiler açısından sonuçlarına da “kader” diyecektir.
Peki,
Bu gericilerin-işbirlikçilerin yalanlarına, azarlamalarına boyun mu eğeceğiz yoksa laflarını ağızlarına tıkıp başımızdan defolup gitmeleri için mücadele mi edeceğiz…
İşte mesele bu!
AKP’yi durdurmalıyız.
Emekçiler için yaşanmaz bir ülke yarattığı, halk düşmanı olduğu için durdurmalıyız.
AKP’den büyük halk var
Tayyip Erdoğan gücünü emekçilerin örgütsüzlüğünden alıyor. Harekete geçmeyen milyonlar, onun için altın değerindedir. Bugün milyonlar değil, binler ayağa kalksa, AKP’nin eli ayağına dolaşacaktır. Emekçi halkın ayağa kalkmasından korkuyorlar. Kendileri korkuyor, korkularını emekçi halka mal ediyorlar.
Emekçi halkı sadaka dağıtılacak teba olarak, kendisini Osmanlı padişahı olarak gören, gericiliği-ümmetçiliği her şeyin üzerinde tutan, saltanatını para üzerine kuran Tayyip Erdoğan, halkın örgütsüzlüğüne güveniyor.
Şimdi boş verilmemeli, AKP durdurulmalıdır. Artık bekleme zamanı değildir. Yarın “ne yaptım ben?” dememek için harekete geçilmelidir. Örgütlenmek, harekete geçmek, bulunulan her yerde hakkını aramak, haksızlıklara karşı çıkmak gerekmektedir. Ülkemizi felaketin eşiğine getiren AKP’den işte böyle kurtulacağız. Bulunduğumuz her yerde, okulda, hastanede, işyerinde, fabrikada, bankada, sokakta, üniversitede ama her yerde hak aramak, birleşmek; AKP’yi durdurmak için gereklidir. İşte o zaman AKP, sıkışacaktır. İçinde hava kalmayacak, ampül sönecek, Tayyip Erdoğan’ın da AKP’nin de cakası bozulacaktır.
| Ek | Boyut |
|---|---|
| yurtsever_83.JPG | 69.41 KB |
