Türkiye nereye gidiyor?



Türkiye’de AKP hükümeti tarafından taşlar yerinden oynatılmış, Anayasa referandumundan çıkan sonucun yarattığı cesaretle de yeni bir Türkiye kurulmaya başlanmıştır. “Yeni Türkiye”nin Anayasası ise seçimlerin sonucuna bağlanmıştır.
“Yeni Türkiye” emekçilerin tepesine yıkılmaya doğru gitmektedir.
Türkiye, cumhuriyetin bittiği, geriye doğru yuvarlanan bir ülke haline gelmiştir.
Bunları söylemek, felaket tellallığı yapmak değil, gerçeklere işaret ederek bir mücadele örmek için önemlidir.
Türkiye toplumsal hayatı dini referanslarla yönetilmeye başlanmış, yargı kurumları yürütmenin emrine girmiş, laik yönetimden hızla uzaklaşan bir
ülkedir. Her türden hak, parası karşılığındadır. Dinci gericilik yaşamın bütün alanlarında kendisini hissettirmektedir.
Devletin bütün toplumsal yükümlülüklerinden kurtulmaya çalıştığı ülkemizde, insanların bunu kabullenmesi için her şey yapılıyor. Cemaatleştirilen,
kaderlerine boyun eğmeye zorlanan halkımızın, bütün olup bitenlere sessiz kalması isteniyor. Devleti bütünüyle ele geçiren tarikatlar, artık bütün toplumsal yaşamı kontrol etmeye çalışıyor. Halkın her konuda cemaat şeflerinin yaptığı açıklamalara rağbet etmesi sağlanmaya çalışılıyor. Türkiye, insanların kimliklerine göre farklı haklara sahip olacağı, çok hukuklu, “imparatorluk” heveslisi bir ülke olmaya doğru gidiyor.
Bütün bunlar olup biterken, dış politikada ABD’nin yeni bölgesel politikalarına tam uyum sağlanıyor. Bütün bir Ortadoğu coğrafyasında “Yeni Osmanlı”
sloganlarıyla politika üretiliyor. Bölgede ABD’ye kafa tutmaya çalışan toplumları, ABD politikalarına ikna etmeye çalışıyor. Nerede emperyalistlerin hedef tahtasında bir ülke, bir halk varsa, AKP onları ABD politikalarını kabul etmeleri için ilişki geliştiriyor. ABD ise, Türkiye’yi savaşlara sürmek için yeni hazırlıklar yapıyor. İran ve füze kalkanı gibi konularda, Türkiye ABD’nin çıkarları için büyük tehlikelere atılıyor.
Türkiye emperyalist-kapitalist sistemin ihtiyaçlarına göre dönüştürülüyor ve yeni bir düzen kurulmaya çalışılıyor.
Bu sürecin nereye varacağı ise, önceden yazılmış bir alın yazısı değildir.
Gidişat, toplumsal mücadelelerin konusudur. Bu yüzden Türkiye’nin nereye gideceğini nihai olarak gösterecek olan, emekçilerin bu sürece nasıl tepki vereceğidir. Son referandum, bu süreci durdurabilecek bir toplumsal gücün mevcut olduğunu göstermiştir. Ancak bu toplumsal gücün siyasal mücadele alanındaki karşılığı henüz yaratılmadığı için şimdilik bu yıkım devam etmektedir.