Samsun Atakum Kadın Dayanışma Komitesi kuruldu

Samsun Atakum Kadın Dayanışma Komitesi kuruldu

Türkiye Komünist Partisi’nin semt evleri bünyesinde kurduğu Kadın Dayanışma Komiteleri’ne çağrısı devam ediyor. Dün düzenlenen bir toplantıyla Samsun Atakum Semt Evi de Kadın Dayanışma Komitesi'nin kuruluşunu ilan etti.

Samsun’a bağlı Atakum Semt Evi’nin çağrısıyla buluşan kadınlar, başta ev ve iş olmak üzere her alanda yaşadıkları baskı, şiddet ve sömürüyü somut örneklerle dile getirirken, sorunun kaynağını da
sorguladılar.

Kadınların “Nasıl değiştirebiliriz?” ve “Ne yapmalı?” soruları üzerinden yürütülen tartışmanın dayanışma, eğitim ve örgütlenme ile cevap bulduğu buluşmada, önce mahalleden başlayarak emekçi kadınlara ulaşmada izlenecek yol ve yöntemler üzerine öneriler alındı. Atakum Semt Evi'nin bu doğrultuda eğitimler vermesi, atölye çalışmaları yapması, kadınlarla daha sık söyleşiler düzenlemesi, Kadın Dayanışma Komitesi’nin alanda daha görünür hale getirilmesi karara bağlandı. TKP gönüllüsü olmaya karar veren kadınların üyeliğinin selamlanmasıyla sona eren buluşmadan notlar…

Özge: Neden bu komitelere ihtiyaç duyduğumuzu konuşup nasıl işleyeceğine birlikte karar vereceğiz. Kadın cinayetleri, tacizler, tecavüzler çok yoğun… Bu iktidar kadın sorununu çözemez, öyle bir niyetleri de yok zaten… Birkaç ay önce gündeme gelen “İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılsın” gündemi bir örnektir. Kadınlar, haklarını mücadele ederek kazandılar. Biz de Kadın Dayanışma Komiteleri'nde bunu yapmak istiyoruz. Pandemiyle birlikte kadınların soruları daha da arttı. Aile sağlığı, çocukların eğitimi, yaşlıların bakımıyla kadınlar daha çok eve kapanmak zorunda kaldı. Mahallemizden başlayarak kadınları dinleyeceğiz, yanlarında olacağız. Semt evimizi kadınlar için seferber edeceğiz.

Fatoş: Kadın sorunları düzenden bağımsız değil, bizim sorunlarımıza verecek bir cevabı da yok. Sorunlarımızı çözmek istiyorsak düzeni de değiştirmemiz gerekiyor. Kadınlar şiddete uğruyor ama bir taraftan da susmuyor, boyun eğmiyor. Komitelerde dayanışmayı örgütleyeceğiz.

Ayfer: Ev kadınıyım, yaptığım işin bir karşılığı yok. Maaşım, hafta sonu tatilim, yıllık iznim yok. Ama, “Ne yapıyorsun, akşama kadar yatıyorsun” gibi sözlerle karşılaşıyorum. Aslında ben akşama kadar
yatmıyorum, oturmuyorum. İki çocuğun sorumluluğu üzerimde… İkisi de uzaktan eğitim alıyor, biri üniversite, diğeri orta öğretimde… Pandemi döneminde okullar kapandı. Çocuklar evde, EBA’dan sürekli ödev ve ders saatlerinin takipleri, onların sorumluluğu da üzerimde… Aslında ben öğretmenlik de yapıyorum evde. Temizlik, aşçılık, her şeyi yapıyorum ama yaptığım işin maddi manevi karşılığı yok. Bu benim için çok büyük sorun…

Gül: Pandemi sürecinde biz çalışan kadınlar çok ezildik. Çalışmasak işten çıkartılıyoruz, işe gitsek patronun baskısı… Çalışmak, ayaklarının üstünde durmak zorundasın. Benim gibi çok zor şartlarda çalışan arkadaşlarım var. Hep kadınlar eziliyor. Ben bunun kırılmasından yana bir çözüm aradığım için buradayım.

Refiye: Sağlık emekçisiydim. Hem nöbet tutuyorduk, hem eve gelip çocuğumuza bakıyorduk. İşte sömürü, evde sömürü… Eşiniz yardımcı olsa da yine yük sende…

Nagehan: Doğa Koleji öğretmeniydim, sözleşmemi yenilemediler. Küçülmeye gittiler, pandemi derken, bazı öğretmenlerin işlerine son vermeleri gerekiyordu. Bir taraftan kurumdaki durumu kamuoyunun bilmesine vesile olan öğretmenlerin de işine son verildi, onlardan biri benim. Norm fazlasından ötürü dendi. Özel sektör, bir öğretmen olarak beni çok yordu. KPSS çalışmaya karar verdim.

Belma: Bugün burada toplanan kadınların hiçbiri ülkede yaşananlardan azade olarak gelmiyor. Ne kadar güçlü durmaya çalışsak da hepimiz bu düzenin sömürü ve şiddetinden nasibimizi bir biçimde alıyoruz. Kadınlar kapitalist Türkiye’nin hiçbir döneminde eşit ve özgür değildi ama AKP iktidarındaki kadar yoğun bir saldırı ve kuşatma yaşamadı. AKP’li Özlem Zengin “AK Parti gelene kadar kadının adı yoktu” demişti. Oysa AKP’nin iktidara geldiği günden bugüne kadın cinayetleri her yıl katlanarak arttı. Samsun şiddetin en yoğun yaşandığı kentlerden biri; 2020 Temmuz ayında 36, ağustos ayında 27 kadın cinayeti işlendi. Bunun bir sebebi var, neden bu dönemde kadın cinayetleri arttı? Çünkü, AKP döneminde dinci gericiliğin, tarikatların ve sömürünün palazlanmasıyla kadın eve hapsedilmek istenildi, ucuz iş gücü görüldü. Çalışan kadın da dertli, evdeki kadın da… Kadın, kadın olmaktan utansın istediler. Biz kadın olmaktan utanmıyoruz. Biz bu kadar kirli ve gerici bu düzende, kadının bunca aşağılandığı bir dönemde tam da tersine “Kadınız, haklıyız, yalnız değiliz. Yan yana gelip örgütlenmeyi de beceririz.” demeye devam edeceğiz. Bu toplantı bunun başlangıcı…