Gelenek'in 147. sayısı çıktı

Gelenek'in 147. sayısı çıktı

Türkiye Komünist Partisi'nin teorik yayın organı ve Türkiye’nin halen yayımlanmakta olan en eski Marksist dergisi Gelenek'in 147'inci sayısı çıktı.

Gelenek’in bu sayısı Kemal Okuyan’ın Suriye’ye dönük son harekatı masaya yatıran değerlendirmesiyle açılıyor. Okuyan, çok boyutlu bir şekilde ele aldığı harekattan yola çıkarak siyasi aktörlerin güncel konumlanışlarına dair ayrıntılı bir portre çiziyor.

Gelenek bu sayıda da iklim ve çevre ile ilgili yürüyen tartışmalara müdahale etmeyi sürdürüyor. Büyük bir sorun yaşadığımız doğrudur diyerek yazısına başlayan Zuhal Okuyan, sorunu betimlerken meselenin kaynağına inmeye çalışıyor ve nedenleri bilmeden sonuçları ortadan kaldıramayacağımız bilinciyle hareket ediyor.

Tevfik Taş’ın Kemal Okuyan’ın son kitabı üzerine yazdığı değerlendirme, Gelenek okuyucularının alışkın olduğu üzere, yalnızca bir kitap değerlendirmesi olarak görülemez. Taş, Okuyan’ın kitabını merkeze koyarak komünist hareketin yakın tarihi hakkında bir muhasebe yapıyor.

Orhan Gökdemir de tarihsel bir muhasebe yapma derdinde. Ama Gökdemir, on yıllardır Türkiye’yi yöneten sağın peşinde. Bu tarihsel muhasebe AKP’nin bugünkü yönelimlerine ışık tutuyor.

Cengiz Belensoy’un ABD’deki iç siyasi gelişmeleri anlatan yazısı Türkiye’de basına yansımamış ayrıntılar içeriyor. Dünyanın en güçlü sermaye sınıfının iç çekişmelerine ışık tutmayı deneyen Belensoy on yıllardır sessiz duran ABD işçi sınıfına dair de önemli bir not paylaşıyor.

Özgür Balkılıç ve Çağdaş Sümer, bu sayı için hazırladıkları yazıda, çok tartışılan ve mutlaka tartışılmaya devam edilecek Çin hakkında son ekonomik verilerden yola çıkarak somut bir değerlendirme yapıyorlar. Çin’in sınır ötesi faaliyetlerinden Çin’in stratejik yönelimlerinin içeride yarattığı büyük problemlere uzanan ayrıntılı bir değerlendirme bu...

Birleşik Krallık’ta çürümüş bir şey var... Tıpkı ABD gibi suların durulmadığı bir ülke olan İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma uğraşını mercek altına alan Merve Tokmakçıoğlu, süreci Britanyalı müzisyenlerin dizelerinden esinlenerek anlatıyor. ABD, Birleşik Krallık, Avrupa... Emperyalizm çağında hepsi çürüyor ve çürütüyor.

Evet bu düzen dokunduğu her şeyi çürütüyor. Sporun neden bir istisna olmadığı ise İsmail Sarp Aykurt’un yazısının konusu. Aykurt sponsor kapitalizmi olarak adlandırdığı işleyişin içinde herkesin pek memnun olduğu sponsorların spor için aslında ne anlama geldiğini tartışıyor.

Gelenek’in bu sayısı yine bir çeviriyle kapanıyor. Sovyet eleştirmen Smirnov’un genellikle idealist yorumlara konu olmuş Hamlet için yaptığı yorum Marksist edebiyat eleştirisinin yetkin bir örneği.