Uzlaşmayacak, mücadele edeceğiz

Uzlaşmayacak, mücadele edeceğiz

Gericiliğin tüm uzuvlarıyla bu ülkeden sökülüp atılmadan yayılmasının engellenemeyeceğini biliyoruz. Sömürü düzenine ses etmeden gericilikle mücadele edilemeyeceğini de...

27. yılında, Sivas’ta katledilen aydınlarımızı saygıyla anıyor, onların temsil ettiği değerleri hakim kılmak için halkımızı gericiliğe ve gerici her türlü uygulamaya karşı durmaya çağırıyoruz.

Bugün 2 Temmuz 2020... Sivas Katliamı’nın 27. yılı.

27 yıl önce bugün Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılan 33 aydın, gericiler tarafından kaldıkları Madımak Otel’de çıkarılan yangınla katledildi.

Katliam planlanmış, kentte şenliklere katılan aydınlardan olan Aziz Nesin günler öncesinden hedef alınmış, nefret dolu bildiriler dağıtılmıştı. Otel önünde toplananlar “Sivas laiklere mezar olacak” sloganları atıyordu. Yangını çıkaranların ve katliamı gerçekleştirenlerin çok azı gözaltına alındı. Yıllara yayılan yargılamalarda sanıkların sayısı giderek azaldı. 

2012 yılında firari sanıklar için dava zaman aşımına uğrayarak düştü. Davanın düşmesine ilişkin dönemin Başbakanı Erdoğan, “Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun” demiş, Erdoğan ayrıca ceza alan sanıkların bazılarının mağdur olduğunu ima etmişti.

Gericiliğin siyasi temsilcileri gericileri hep korudu, kolladı... Ancak gericiliğin arkasındaki güçler hep gözlerden kaçırıldı.

Madımak Oteli’nde çıkarılan yangın, Türkiye gericiliğinin aynası oldu. O gericilik, arkasına devlet ve sermayenin desteğini alarak düzen açısından hep önemli görevler üstlendi. Ülkemizin 12 Eylül karanlığına sürüklenmesinde de, daha sonra ilericilerin ve aydınların sindirilmesinde de gericilik hep başroldeydi. 

Cehaletin yok edilmesini, halkın haksızlıklara karşı başını kaldırmasını istemeyenler ile sömürünün sürmesini ve emekçilerin daha azına kanaat etmesini isteyenler Cumhuriyet tarihi boyunca aynı cephede oldular. 1993 yılında bu cephe, Sivas’ta 33 aydının katledilmesine göz yumdu.

Bu katliamın öncesi ve sonrasında yaşananlara daha yakından bakıldığında ise bu cephenin gericileri tarihsel olarak azmettirdiği gerçeği ortaya çıkar.

Çünkü katliamın failleri, teşvik ettirenleri ve failleri koruyup savunanları daha sonra düzenin “muteber” siyasi kişilikleri olmuşlardır.

İlerleyen yıllarda dinci gericiliğin yükselmesinde, Cumhuriyet kazanımlarının ortadan kaldırılmasında ve Türkiye’nin emperyalizmin Ortadoğu operasyonlarında rol üstlenmesinde aynı kişilerin ön planda olması tesadüf değildir.

Sivas katliamı ile amaçlanan, gerici dönüşüme direnen kesimleri sindirmek ve bu kesimlere gözdağı vermekti. Daha sonra yavaş yavaş ve ustalıklı biçimde, Türkiye’de düzen siyaseti gericilere emanet edildi. Üstelik yapısal reformların tamamlanması, askeri vesayetle mücadele ve özgürlüklerin arttırılması söylemiyle...

O gün, Cumhurbaşkanı Demirel’in olayı münferit olarak değerlendirmesi ile Başbakan Çiller’in açıklamalarında yakanların zarar görmemesine şükretmesi tutarlı bir çizgidir. Dönemin Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun hâlâ yangını bir katliam olarak nitelemiyor oluşu bu çizginin günümüze kadar kesintisiz geldiğini gösteriyor. Fark, bugün iktidarda bulunan gerici partinin alternatifinin yine aynı çizgideki sağcılardan aranmasıdır.

Çiller’in ortağı sosyal demokratların lideri o gün, yangını önlemeye gücümüz yetmedi diyordu. Ardılı CHP’li liderler ise AKP’ye sağcılaşarak muhalefet edilebileceği stratejisi ile gericileşmeye tuğla üstüne tuğla koydular.

Katliamın faillerini savunan avukatların AKP’den milletvekili yapılması dahi, sağcılıkla uzlaşarak siyaset yapanların ülkenin karanlığa sürüklenmesindeki günahları yanında hafif kalır.

Bugün her fırsatta, halkın değerlerini sağcılıkla eş görüp gericilikle uzlaşılmasını vazedenler, 27 yıl önce Sivas’ta çıkarılan yangınla aynı amaca hizmet ediyorlar.

Sivas’ta katledilen aydın ve sanatçılar, ülkemizin daha iyi ve adil bir yer olması için üretiyorlardı. Karanlığa karşı aydınlığı savunuyorlardı.

Aydınlıktan yana olanlarla karanlığı temsil edenler uzlaşabilir mi? Uzlaşamaz. 

Gericiliğin tüm uzuvlarıyla bu ülkeden sökülüp atılmadan yayılmasının engellenemeyeceğini biliyoruz. Sömürü düzenine ses etmeden gericilikle mücadele edilemeyeceğini de...

27. yılında, Sivas’ta katledilen aydınlarımızı saygıyla anıyor, onların temsil ettiği değerleri hakim kılmak için halkımızı gericiliğe ve gerici her türlü uygulamaya karşı durmaya çağırıyoruz.

Uzlaşmayacak, mücadele edeceğiz...

Türkiye Komünist Partisi