Sinop'ta Nükleer Santrale Hayır!

Sinop'ta Nükleer Santrale Hayır!

Türkiye’nin ikinci nükleer santrali projesi olan ve Sinop İli Merkez İlçesi Abalı Köyü’nün İnceburun mevkiinde kurulması planlanan 4,560 MWe kurulu gücündeki Sinop Nükleer Güç Santrali için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu Kararı verildi. Raporun detayı ilerleyen günlerde kamuoyu ile paylaşılacak. Sinop’ta bir nükleer santral inşası konusunda Türkiye Komünist Partisi Çevre Bürosu olarak baştan bazı noktaların altını çizme ihtiyacı duyuyoruz:

1.Türkiye’de enerji arz ve kullanımı toplumun ihtiyaçları gözetilerek ve kamusal bir üretim anlayışı ile ele alınmalıdır. Enerji arz ve tüketimi bir ticari kâr konusu olmaktan çıkarılmalıdır. Tüm enerji kaynakları, bunların üretim, dağıtım ve tüketim koşulları halkın ihtiyaçları esas alınacak şekilde merkezi olarak planlanmalı ve hayata geçirilmelidir.

2. Her konuda olduğu gibi enerji arzında da toplum ve doğal yaşamın sağlığı ve sürekliliği temel belirleyen olarak gözetilmelidir. İnsan ve doğa sağlığının maliyet kalemi olarak ele alındığı bir enerji arz anlayışı kabul edilemezdir.

3. ÇED Raporuna göre Sinop Nükleer Enerji Santrali Projesi EUAŞ International ICC Merkezi Jersey Adaları Türkiye Merkez Şubesi tarafından hayata geçirilmiş ve kurulacak proje şirketi tarafından inşa edilecek ve işletilecekmiş. Japonya Hükümeti ile de Sinop Nükleer Güç Santralinin yapımına ilişkin iş birliği anlaşması imzalanmış. Oysa ki, Enerji Bakanı Fatih Dönmez, 2020 Ocak ayında, Japon tarafıyla iş birliğine devam etmeme konusunda mutabık kalındığını açıklamıştı. Buna karşın, ÇED süreci devam ettirilmiştir. Onaylanan ÇED raporu bozulmuş bir anlaşmaya, belirsiz bir teknolojiye ve var olmayan bir finansmana dayanmaktadır. 

Türkiye’de herhangi bir kurumun veya şirketin nükleer santral tasarımı, inşası ve işletmesini yapabilme yetkinliği, bilgisi ve becerisi olmadığı herkesin malumudur. Hükümet, yatırımcısı, tasarımcısı, işletmecisi ve ana yüklenicisi olmayan bir projenin ÇED sürecini tamamlayarak Sinop Nükleer Güç Santrali sahasını garanti altına alıyor ve olası uluslararası anlaşmalara göz kırpıyor. 

Halka maliyeti, çevresel etkileri, Türkiye’nin enerji dışa bağımlılığında oynayacağı rol, enerji maliyeti belli olmayan bir proje Hükümetin ısrarı ile hayata geçirilmek istenmektedir. Sinop Nükleer Güç Santrali’nin inşasından kaynaklanacak doğa yıkımının gerekçesi yoktur. Onaylanan ÇED raporuna ilişkin yapılabilecek tüm çevresel değerlendirmeler farazidir ve proje yeni yatırımcısı, tasarımcısı, işletmecisi ve ana yüklenicisini bulduğunda yeni değerlendirmelere ihtiyaç duyulacaktır.

Gelinen nokta Türkiye’de ÇED sürecinin işlevini ve niteliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Kanal İstanbul örneğinde de gördüğümüz üzere, ÇED süreci, kâğıt üzerinde işlemekte, hükümetin rant odaklı projelerini meşrulaştırmak için kullanılmaktadır. Doğal süreçlerin korunması ve halkın yaşam alanı ve sağlığı ile ilgili kararların sermaye lehine alınmasının bir aracı haline gelmiştir.

4. Günümüzde var olan üretim anlayış ve koşulları açısından nükleer enerjinin sermaye elinden arzı doğal yaşamı ve insan sağlığını tehdit edici açık riskler barındırmaktadır. Bu durum ortada iken nükleer enerji arzı ve nükleer santraller inşası konusundaki ısrar kabul edilemezdir. Bunun nükleer santrallerin verimliliği veya kârlılığı tartışmasından ayrı bir gerçek olduğu bilinmelidir.

Bu hali ile yapılması planlanan Sinop Nükleer santrali için seçilen coğrafi konum, kullanılacak teknoloji, olası çevresel zararların giderilmesine dair alınacak tedbirlere ilişkin eleştiriler ve belirsizliklerle ilgili soru işaretleri de önemlidir. Ama bu konulardaki itiraz ve sorulardan daha önemli olan bugün Türkiye’de yapılacak ve işletilecek bir nükleer santralin doğal yaşam ve insan sağlığı için bir tehdit anlamına geleceğidir.

Sinop Nükleer Santrali’ne hayır.

Sermayenin çıkarları için doğal yaşamın ve insan sağlığının yok sayılmasına izin vermeyeceğiz.