Deprem doğaldır, doğal olmayan bu akılsızlıktır

Deprem doğaldır, doğal olmayan bu akılsızlıktır

1999’dan bu yana, üç yıl sayılmazsa AKP kesintisiz olarak iktidardır. Bu süre boyunca bilimden, akıldan, adaletten sistematik bir biçimde uzaklaşan Türkiye’nin deprem ve benzer gelişmeler karşısında tamamen savunmasız kalmasında şaşıracak bir yan bulunmamaktadır.

Dün İstanbul’da gerçekleşen orta şiddetteki deprem, 1999’dan beri hiç gündemden düşmeyen, zaman zaman da hükümetin şov konusu haline gelen İstanbul depremi için hiçbir hazırlığın yapılmadığını gösterdi. 

İşin gerçeği, İstanbul’un deprem karşısında 1999’a göre daha kötü durumda olduğu ortada. Plansız yapılaşma nedeniyle insanların depremde toplanacağı güvenlikli alanların sayısı azaldı. Trafik sorunu ağırlaştı. Tamamen kâr ve rant üzerine kurulu kentsel dönüşüm, dayanıksız binalara çözüm üretmediği gibi yeni altyapı sorunlarını ortaya çıkardı. Abonelerini soyup soğana çeviren iletişim tekelleri, artan kapasiteye uygun yatırım yapmadığından telefonlar sustu, insanların haberleşme hakkı ellerinden alındı.

En vahimi, yapboza çevrilen bürokraside en küçük bir eşgüdümün kalmadığı görüldü. Depremle doğrudan ilgili kurumlar birbirlerinden farklı açıklamalar yaparak halktaki paniğin artmasına neden oldular. Merkezi iktidar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordinasyon içinde hareket etmeyi uygun görmediği için bu karmaşa daha da derinleşti.

Bu tablonun baş sorumlusu hiç kuşkusuz hükümettir. 1999’dan bu yana, üç yıl sayılmazsa AKP kesintisiz olarak iktidardır. Bu süre boyunca bilimden, akıldan, adaletten sistematik bir biçimde uzaklaşan Türkiye’nin deprem ve benzer gelişmeler karşısında tamamen savunmasız kalmasında şaşıracak bir yan bulunmamaktadır.

Ancak sorun AKP ile sınırlı değildir. Piyasa ekonomisi, yani bugünkü kapitalist düzenin planlama, toplumsal örgütlülük, eşitlik gibi olgularla yan yana gelmesi olanaksızdır. Oysa deprem karşısında en çok ihtiyaç duyacağımız bunlardır. 

Kapitalizm paranın hükmettiği bir düzendir. İstanbul gibi bir kentin kaderini daha çok araba satmak isteyen otomobil şirketleri, her tarafı inşaat alanına çevirmeye çalışan inşaat firmaları belirlemektedir. Bilimsel çalışmaya yoğunlaşması gereken üniversitelerimiz bir yandan gericiliğin bir yandan büyük holdinglerin kıskacındadır. Üniversitelerin depremle ilgili kürsülerinde görev yapan bazı hocaların inşaat şirketlerine danışmanlık yapması utanç vericidir. 

Türkiye hem bu siyasi iktidardan hem de bu yağma düzeninden kurtulmak zorundadır. Türkiye Komünist Partisi bir yandan bunun için mücadele ederken bir yandan da olası bir depremde tüm gücüyle halkın üzerindeki yükün hafifletilmesi, birlikte hareket etme kültürünün ve dayanışmanın artırılması için hazırlanmaktadır. 

Bilelim ki, deprem değil akılsızlık, deprem değil bencil kâr hırsı, deprem değil, piyasa karmaşası, deprem değil örgütsüzlüktür asıl yıkıcı olan.

Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite