Adaletin sağlanması için sömürünün son bulması gerekir

Adaletin sağlanması için sömürünün son bulması gerekir

ASIL ADALETSİZLİK SÖMÜRÜ DÜZENİDİR

Eşitlik olmayan yerde adalet olmaz.
Küçük bir azınlık milyon dolarlara hükmedecek; yüz milyonlarca kişi de açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verecek. Adaletsizlik budur!
Bir tarafta fabrikalara, arazilere, yer altı ve yer üstü zenginliklerine el koymuş patronlar, diğer tarafta onların kasalarını doldurmak için düşük ücretlerle çalışan işçiler. Burada adalet yoktur!
 

Eşitlik olmayan yerde adalet olmaz.

Küçük bir azınlık milyon dolarlara hükmedecek; yüz milyonlarca kişi de açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verecek. Adaletsizlik budur!

Bir tarafta fabrikalara, arazilere, yer altı ve yer üstü zenginliklerine el koymuş patronlar, diğer tarafta onların kasalarını doldurmak için düşük ücretlerle çalışan işçiler. Burada adalet yoktur!

Sermaye sahiplerinin derdi, nerelere yatırım yapacakları, insanları nasıl daha fazla sömürecekleri, nasıl daha fazla kâr edecekleridir. Milyonlarca emekçinin derdi ise iş bulmak, akşam evde tencerenin kaynamasını sağlamak, barınma-ısınma-ulaşım-eğitim-sağlık gibi en temel ihtiyaçlarını karşılamak için girdiği borç yükünü döndürmektir. Adaletsizliğin daniskası budur!

Milyonlarca insanın, yani halkın ezici çoğunluğunun, yaşam kavgasında posası çıkıyor. Kölelik koşullarında çalıştırılan insanlar, işten atılma korkusu, polis baskısı, gelecek kaygısı ile susturuluyor. Patronlar, yani bir avuç zengin ise televizyon kanallarına, gazetelere hükmediyor; milyonları uyutmak için kullandıkları bu araçlarla, yeri geliyor hükümetlerle pazarlık yapıyor, yeri geliyor ihale karşılığı hükümetlere hizmet ediyor. Halk susarken, zenginler yüzlerce kanaldan yayın yapıyor. Adaletsizlik budur.

Paranın saltanatı: Her türlü saltanatın, diktatörlüğün, baskının ve adaletsizliğin kaynağında bu vardır. Herkesin yaka silktiği AKP adaletsizliğinin özü de budur.

Düzen partileri bu adaletsizlik sürsün diye faaliyet göstermekte, insanlara her gün her saat yalan söylemektedir. Gazeteler, televizyonlar bu adaletsizliği savunmaktadır. Siyasi iktidar mahkemeleri, güvenlik güçlerini bu adaletsizliği korumak için kullanmaktadır. NATO bu adaletsizliğin uluslararası bekçisidir. Avrupa Birliği bu adaletsizliğin küresel temsilcilerindendir.

Bu adaletsizliği temsil edenlerin tepişmesinden adalet çıkmaz. Bölgesel savaşlar, darbeler, komplolar, Fethullahçı örgütlenmeler, onun karşısındaki Reis güzellemeleri, liberal hezeyanlar, sosyal demokrasi aldatmacası, milliyetçi palavralar paranın saltanatına dayanan adaletsizlik sürerken, bu adaletsizlik pastasından daha fazla pay kapmak isteyenlerin yarattığı kirlilikten başka bir şey değildir.

Gelin adaletsizliğin temelini sorgulayalım.

Sömürü ile adalet bağdaşmaz.

Eşitsizlik ile adalet bağdaşmaz.

Emperyalizm ile adalet olmaz.

İnsanlık yüzyıllardır eşitlik için mücadele ediyor. Bu mücadele mutlaka başarıya ulaşacak, dünyamız sömürüden, savaşlardan, açlıktan, işsizlikten, zorbalıktan kurtulacaktır. İnsanlığın adalet yürüyüşü budur ve herkes bu soylu yürüyüşe katılmalıdır.