Satırlı Saldırı, Satır gibi Soruşturma

28 Ocak 2009


Marmara Üniversitesi Rektörlüğü skandal gibi bir karara imza attı. Üniversite yönetimi geçtiğimiz ay okul içerisinde gerçekleşen saldırılarla ilgili olarak öğrencilere ve akademisyenlere saldıranları değil; saldırıya uğrayan ve arkadaşlarına sahip çıkıp, yaşananlara tepki gösterenleri suçluyor. Şu ana kadar içerisinde yaralanan öğrencilerin de bulunduğu toplam 7 kişiye "kavgaya sebebiyet vermek, öğrencileri kışkırtmak ve tahrik etmek" iddiaları ile soruşturma açıldı.

Marmara Üniversitesi'nde 25 Aralık 2008 günü, daha önce ülkücü bir grup tarafından bıçaklı saldırıya uğrayan arkadaşlarını korumak ve senelerdir tekrarlanan benzer saldırıları protesto etmek üzere bir araya gelen öğrencilere 25 kişilik bir güruh tarafından yeni bir saldırı gerçekleştirilmişti. Bu saldırıda satır ve bıçaklar kullanılmış, 6 öğrenci yüz, bacak, kafa gibi yerlerinden yaralanmışlardı. Olayın hemen ardından sorumluların cezalandırılması ve Rektörlüğün bu konuda adım atacağına dair bir taahhütte bulunması talebiyle başlayan oturma eylemine yüzlerce Marmara Üniversitesi öğrencisi katılmış, öğrencilerin yanına gelen Rektörümüz Prof. Dr. Necla Pur konu hakkında gerekenin yapılacağını belirtmiş, saldırganların en kısa sürede okuldan uzaklaştırılacağı sözünü vermişti. Olaydan bir ay sonra saldırıda yaralanan bütün öğrencilere ve arkadaşlarına sahip çıkan sorumluluk sahibi öğrencilere öğrencileri kışkırtmak, sözlü saldırıda bulunmak ve kavgaya sebebiyet vermek suçlamasıyla soruşturma açıldı. Saldırıya uğrayan, yaralanan arkadaşlarına sahip çıkanların yanında olay günü okulda dahi olmayan öğrencilere yeni soruşturmalar açılmaktadır.

Marmara Üniversitesi Rektörlüğü'nün skandal niteliği taşıyan bu tavrı, senelerdir yaşanmakta olan saldırıların hangi amaca hizmet ettiğini, nasıl bir bütünlük içinde gerçekleştirildiğini açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Elini kolunu sallayarak okul içine kesici suç aletleri sokanlar, onlarla ahbap ilişkisi içinde olan özel güvenlik birimleri ve polisler, senelerdir çeşitli saldırılar sonucu yaralanan akademisyenler ve öğrenciler ve nihayet yaralanan öğrencilere soruşturma açan Rektörlük anlamlı bir tablo oluşturmaktadır. Bu tablo üniversitenin, bilimin, eleştirel düşüncenin, en basit hak arama ve adalet talebinin sistemli bir tehditle yüzyüze olduğunu gözler önüne sermektedir. Tablo karanlıktır.

Marmara Üniversitesi Rektörlüğü yaralanan öğrencilere soruşturma açacağına şu sorulara yanıt vermelidir. Soruşturulması gerekenler şunlardır:

1. Yaşanan son olaylar öğrencilerin doğalgaz ve elektrik zamlarına karşı yaptığı insani bir protesto nedeniyle yoğunlaşmış, protestoyu gerçekleştiren öğrenciler üniversite yetkililerinin gözü önünde ülkücü bir grup tarafından kameraya çekilmiş ve sonrasında bu öğrencilerden biri bıçaklı saldırıya uğramıştır. Bu saldırıda yaralanan öğrenciye ise soruşturma açılmıştır. Soruşturma belgelerinde de yine yapılan bu protestoya atıfta bulunulmaktadır. Dünyanın en pahalı enerji ücretini ödeyen bir halkın fertleri olarak öğrenciler bu adaletsizliği dile getirmemeli midir? Bunun bir adaletsizlik olduğunu ortaya çıkarmak, yüksek seesle haykırmak ve gerçekleri kamuoyuyla paylaşmak suç mudur? Eğer öğrencilerin böyle bir gerçeği irdelemeleri yanlışsa Marmara Üniversitesi'nde İktisat, Mühendislik gibi bölümler neden vardır? Üniversite Rektörlüğü, protestoya katıldığı için saldırıya uğrayan ve yaralanan öğrenciye açtığı soruşturmayı neye dayandırmaktadır, kanıt olarak faşist güruhtan alınan görüntüler mi kullanılmıştır?

2. Rektörümüz Prof. Dr. Necla Pur bu olaylardan birkaç gün sonra Filistin'de yaşanan İsrail saldırılarına karşı yurtsever ve ilerici öğrencilerin de katıldığı protesto gösterisinde bizzat yer almıştır. Hangi protestoların suç kapsamına alınması gerektiğini belirleyen kriterler nelerdir? Rektörümüz, katliama uğradığını düşündüğü Filistin halkının özgürce ve eşitlik içinde yaşamak için yıllardır zulme karşı direndiğini, sadece bu nedenle kafasına bomba yağdırıldığını ve bu da yetmezmiş gibi terörist damgası yediğini, bütün uluslararası kurum ve mahkemelerin ise katliamların ya destekçisi ya da izleyicisi olduğunu bilmemekte midir? Filisitin halkının yaşadıkları Sayın Pur'a rektörlük yaptığı okulla ilgili bir şeyler çağrıştırmamakta mıdır?

3. Rektörümüz Prof. Dr. Necla Pur, kendi rektörlük yaptığı üniversitede akademisyenlerin de saldırılara maruz kaldığını, hatta Türkiye'nin en önemli Maliye uzmanlarından Prof. Dr. İzzettin Önder'in de bir panelde konuşmacı olarak geldiği Marmara Üniversitesi'nde benzer olaylardan nasibini aldığını olay günü öğrencilerle yaptığı görüşmede öğrenmiştir. Rektörümüz öğrencilerden edindiği bilgiden sonra İzzettin Önder'in mensubu olduğu üniversitenin rektörüne bir yazı gönderip, söz konusu akademisyenin de kavgaya sebebiyet vermek suçlamasıyla soruşturulmasını isteyecek midir?

4. Bu ülkede yaşanan onlarca haksızlığa, adaletsizliğe karşı sesini yükseltmek istediğinde hükümet kararıyla "orantılı güç kullanımı"na maruz kalan, soruşturmalara, sürgünlere uğrayan emekçiler; "açız, anamız ağlıyor" dediği için başbakandan hakaret işiten köylüler bu ülkenin bir gerçeğidir. Rektörümüz ve Üniversite Senatosu, Marmara Üniversitesi'ni, okulun eski öğrencisi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yakışır bir ünversite haline mi getirmeye çalışmaktadır?

Bu sorulara verilecek yanıtları gerçekten merakla bekliyoruz.

Bizim soruşturma konusu olan suçlamalarla ilgili yanıtımız ise bellidir: Marmara Üniversitesi soruşturma belgelerinde de belirtildiği gibi "faşizmle anılmayacak", aydınlığın, ilericiliğin ve eleştirel düşüncenin kalesi olacaktır.

Türkiye Komünist Partili Öğrenciler