Yunanistan’da Ne Oluyor?
Yunanistan emekçileri örgütsüzlüğün insanlığın başına bela haline geldiği bir dünyada, örgütlü niteliğin ne anlama geldiğine ilişkin tarihsel bir örnek yaratıyorlar.
Yunanistan’ın yaşadığı krizin nedeni, daha terbiyeli bir ifadeyle bu ülkenin “ürettiğinden daha fazla tüketmesine”, hakarete varan bir ifadeyle de “tembelliğe, hazır yemeciliğe” bağlandı. Bu suçlama hakikatin üstünü örtmek için ortaya atılıyor elbette. Yunanistan dünya kapitalizmine tam boy eklemlenmek anlamına gelen AB üyelik sürecinde bağımsız bir ekonomik yapıdan arındırıldı. Mevcut sanayisi tasfiye edildi, özelleştirmeler son noktaya
kadar götürüldü, avro sistemine geçişle beraber ülke para politikası ehliyetini yitirdi. Uluslararası işbölümüne ve AB’ye turizm, finans gibi dış dalgalanmalara tamamen açık sektörler üstünden dahil edilen Yunanistan’a, bu süreçte bir süreliğine kaynak aktarıldığı doğrudur. Ancak bu kaynaklardan yarar sağlayanlar ülke emekçileri olmamıştır.
Büyük borç batağı emekçilerin gelirlerinin artmasıyla ortaya çıkmış değildir. Tersine borçların ödenmesi için kent ve tarım emekçilerinin gelirleri azaltılmış, sosyal haklar budanmış, yeni vergiler konmuştur.
Gerekçe kriz... Kriz ekonominin durması diye özetlenecekse, kimsenin aklına tüketme ihtiyacında olan yoksullara kaynak aktarmak gelmez. Öncelik sermayenin kârlarının düşmesini önlemeye verilir hep!
Yunanistan işçi sınıfı onlarca kez genel grevler örgütleyerek krizin faturasının emekçi halka yıkılmasına itiraz etti. Bu mücadelelerde Yunanistan Komünist Partisi’nin (KKE) ve partinin örgütlediği işçi kitle örgütü PAME’nin rolü belirleyici.
“Yunanistan’da yine protesto, yine genel grev” diye geçilen haberlerde mümkün olduğunca komünistlerden söz edilmemesi ise bir rastlantı değil.
Medya protestonun örgütsüz olanından hazzediyor!
Mücadelenin örgütlü bir mücadele olduğunu, mümkünse gölgede bırakmayı tercih ediyor...
Ancak örgütlü mücadele karşısında mızrak çuvala sığmaz. Geçtiğimiz günlerde sosyal-demokrat PASOK hükümetinin istifasıyla bu parti ile sağcı Yeni Demokrasi Partisi teknokrat nitelikli ve ülkeyi seçime götürecek bir koalisyon kabinesi oluşturdular.
Karşımıza çıkan sonuç Avrupa’da uzun zamandır rastlanmaya bir tablodur: İki partinin hükümet oluşturmasıyla KKE düpedüz anamuhalefet partisi haline gelmiştir.
Yunanistan halkı örgütsüz olsaydı tembel denilip aşağılanacaktı. Örgütlüyken ise iş değişiyor. Şimdi Yunanistan seçimlere gidiyor. Komünist Parti halkın umudu olarak büyüyor.
Yunanistan’daki gelişmelerle ilgili olarak soL portal’daki şu bağlantılara bakılabilir:
1- http://haber.sol.org.tr/enternasyonal-gundem/yunanistanda-genclik-buyuk-...
2- http://haber.sol.org.tr/enternasyonal-gundem/aleka-papariga-secimler-20-...
3- http://haber.sol.org.tr/enternasyonal-gundem/yunanistan-komunist-partisi...



















