Wall Street’i işgal etmek ne demek?



Birkaç hafta önce ABD’de başlayan ve krizin sonuçlarını protesto etmeye yönelik eylemler dalga halinde diğer Batı ülkelerine uzandı. Sol Portal dahil bir dizi yayın organında, gazetelerde, tv programlarında eylem tartışılıyor, eylemcilerle söyleşiler yayınlanıyor...
Peki TKP bu olguya nasıl bakıyor?
Söyleşilerden kısa bir aktarımla başlayalım: “Tek bir şey yapmamız gerekmiyor, birlikte de yapmamız gerekmiyor. Herkesin yaşadığı sorunlar farklı. O yüzden her yerde, yani valilik seçimlerinde olabilir ya da farklı yerel platformlarda olabilir, herkes kendi sorununu dile getirmeli ve bunun için mücadele etmeli.” Bir eylemci böyle diyor. Bir başkası ise içinde bulunduğu hareketi de, kendi hedeflerini de “merkezsiz ve lidersiz” olarak niteliyor.
2008 kapitalizmin üçüncü dünya kriziydi. Bu kriz de, 19. yüzyılın sonlarındaki ilki ve 1929’a tarihlenen ikincisi gibi öyle kolay son bulmuyor. İlk ikisi birer dünya savaşına kadar uzanmıştı. Böylesi sonuçlarla karşılaştırıldığında 2008 krizinin tetiklediği rejim değişiklikleri, küçüklü büyüklü eylemler devede kulak kalır.
Bu kriz işçi sınıfı hareketinin geri çekildiği ve sosyalizmin dünya çapında bir alternatif olarak algılanmadığı koşullarda patlak verdi. Bu nedenle tepkilerin büyük çoğunluğu sosyalizmle arasına mesafe koyuyor.
Ortadoğu’da genel olarak emperyalist-kapitalist sistemin kontrolünde süreçler yaşandı. Yunanistan tepkilerin örgütlü bir işçi sınıfının ağırlığı ve bir komünist partinin öncülüğü altında dışa vurulduğu biricik örnek oldu. Diğer ülkelerdeki eylemlerde sol güçler ve sendikalar yer aldılar, ama etkileri sınırlı kaldı.
Bilmeliyiz ki, ideolojiden, siyasetten, örgütlenmeden, öncülükten ve işçi sınıfının rolünden arınmış olmakla övünen bir eylem çizgisi kapitalizme alternatif üretemez. Mücadele devrimci bir özne tarafından yönlendirilmediği, yönetilmediği durumda hiç bir şey boşta kalmıyor. Emperyalist-kapitalist egemenler doldurur boşluğu.
Bugün içinde emekçilerin de yer aldığı eylemler Batı ülkelerini sarıyor. Ama örgütlü bir öznenin yeri doldurulamadığı için, hareketin içindeki işçi sınıfı
güçleri belirginleşemiyor. Yukarıda söylendiği gibi genel ideolojik-politik ortamda da sosyalizm ağırlık taşımadığı için, hareket bir orta sınıf hareketi olarak şekilleniyor.
Orta sınıf karakterinin üreteceği iki uçtan biri ham, rotasız isyancılık, diğeri uzlaşmacılıktır. İş burada kaldığında, krizin neden olduğu “gaz birikmesi”
tahliye olacak, sonuçta egemen güçler kazanacaktır.
1999’da ABD’nin Seattle kentinde Dünya Ticaret Örgütünü protesto ederek yükselen “küreselleşme karşıtı hareket”in kaderi böyle olmuştu.
Komünistler bütün ülkelerde benzeri süreçlerin içinde yer alır, harekete sınıf karakteri ve devrimci rota kazandırmaya çabalarlar. Önlerinde bir yandan
kapitalistlerden, bir yandan da hareketin kendi zaaflarından kaynaklanan riskler vardır. Wall Street işgalinin ve benzerlerinin güçlenmesi, etkili olması ve sürmesi komünistlerin bu riskleri bertaraf etmelerine bağlı olacaktır.