Kaddafi’nin katledilmesi ne düşündürmeli?
Aralık 1989 Romanya’da Nikolay Çavuşesku, Aralık 2006 Irak’ta Saddam Hüseyin, Ekim 2011 Libya’da Muammer Kaddafi... “Yeni Dünya Düzeni” ilan edileli beri üç devlet başkanı öldürüldü.
Çavuşesku ayak üstü yargılanmasından hemen sonra eşiyle birlikte kurşuna dizildi. Hüseyin işgal yönetimi tarafından güya yargılandı ve asıldı.
Kaddafi’ye ise yakalandıktan sonra işkence edildi, aşağılandı ve öldürüldü.
Her üç ölüm emperyalist merkezlerde alkışlar, kahkahalarla karşılandı önce. Sonra bu kadarının korkunç bir ahlaksızlık olduğunun farkına vardılar ve timsah gözyaşları döktüler birkaç damla. Ya adil yargılama konusunda kuşkuları vardı, ya da öldürülme koşulları konusunda tereddütleri. Oysa bütün tablo apaçık ortadaydı.
Libya’da Kaddafi iktidarının başlangıçta uluslararası alanda sosyalist ülkelerle iyi ilişkiler sürdürdüğünü, ancak ülke içinde solun ve emekçi hareketinin hayli güçsüz olduğunu biliyoruz. Bu rejim özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra emperyalist kuşatmayı daha fazla hissetmiş ve sorunu bir takım kirli pazarlık ve uzlaşmalarla aşmayı denemiştir.
Kaddafi’nin son dönemlerinde anti-emperyalist bir yön bulmak mümkün değildir.
Irak rejimi de benzer dalgalanmalar yaşadı. Bir zamanların ilerici ve Sovyet dostu Irak’ı, özellikle İran’la giriştiği savaşta tam tersi bir rol üstlendi. Solu
ezmekten, Kürtlere karşı katliamlar düzenlemekten de geri durmadı.
Romanya ise sosyalist ülkeler topluluğu içinde en sorunlu yerlerden biriydi. Çavuşesku’nun bir devrimin liderleri arasında yer aldığı ne kadar açıksa,
ülkesinin, önderlik zaafları yüzünden sosyalizminin yumuşak karınlarından biri olmaktan kurtulamadığı da doğrudur.
Emperyalizm ve gericilik dünyayı yeniden tasarlarken çıtayı mümkün olan en yüksek noktaya yerleştiriyor, muhataplarına boyun eğdirmek istiyor ve bu yolda simge isimleri katletmekten kaçınmıyor. Olay siyasi olarak budur. Bu durum karşısında üç liderin ayrı ayrı yanlış ve eksikleri tali bir konudur. Komünistler, politik yaşamlarındaki zaafları bahane göstererek bu konuda ürkek durmazlar. Gerici cinayetlere karşı aklımız ve yüreğimiz katledilenlerin yanındadır.
Olay insani açıdan da kabul edilemez. Emperyalizm ve gericiliğe karşı çıkmak veya onlarla birlikte saf tutmak bir siyasal tercih konusu olmaktan çıkmıştır.
Kaddafi’nin bu şekilde katledilişini içeren bir gelişmeyi şu veya bu biçimde olumlamak bir insanlık sorunudur. Sol her şeyden önce insanlığın vicdanıdır.



















