Bir yelkenli gibi süzülüp geçmediler Boğazlar’dan... Olanca çirkinlikleriyle, sinsi ve karanlıktılar yol alırken. “İnsani yardım”dı taşıdıkları öldürücü füzelere taktıkları ad. Gıkı çıkmadı hükümetin, “bu ne iş” diye soranları azarladı başbakan, “okumadan konuştuğumuzu” iddia etti emekli paşa hazretleri... İkinci Dünya Savaşı’nda da hiçe saymışlardı uluslararası anlaşmaları, “ticari gemi” diye kayıtlara geçirip Alman savaş gemilerini sokuyorlardı Karadeniz’e Sovyetler Birliği’ne karşı...
Aynı ikiyüzlülük, aynı riyakarlık, aynı pişkinlik! Kendi egemenlik haklarını bilerek, isteyerek zalimin, zorbanın çıkarları için ayaklar altına alan bir egemen sınıf, kişiliksiz yöneticiler...