2010'a Hazırlan!

Bu ülkede yaşayan biri, bu toplumun bir parçasısın.

Sömürülmek, itilip kakılmak, yaşanası bir dünyada yokluk ve yoksulluk çekmek istemiyorsun. İnsanların eşitliğinden, kimsenin bir diğerinin sırtından geçinmediği, açlık ve işsizliğin ortadan kalktığı bir düzenden yanasın. Paranın saltanatına son verildiğinde, zenginliklerin küçük bir azınlık tarafından gasp edilmesi engellendiğinde, toplumsal çıkarlar bireysel çıkarlara kurban edilmediğinde, büyük çoğunluk kendi kaderini eline aldığında böyle bir düzenin mümkün olduğuna inanıyorsun.

Bağımlı, onursuz, emperyalizmin oyuncağı olan ve zorbanın yanında saf tutan bir Türkiye istemiyorsun. Başka uluslara zarar vermeden ülke çıkarlarının korunabileceğini, içe kapanmadan, dünyadan tecrit olmadan bağımsız ve egemen hale gelinebileceğini düşünüyorsun. Haksızlıkların ulusal çıkar diye yutturulmasından, NATO kumandasında "milli dava" yalanlarından, Avrupa
Birliği karşısında sözde efelenmelerden, ABD'den medet uman hamburger milliyetçilerinden ve çağdaşlığı mandacılıkta, özgürlüğü batılı başkentlerde gören onursuzlardan bıktın, usandın.

Karanlık, cahil, yobaz, yaşamın her alanının dinselleştirildiği bir ülkede yaşamak istemiyorsun. Her tür inanca, insanların ibadetine ve yaşam tarzına müdahale edilmesine karşısın. Ancak siyasetin, eğitim
ve kültürün, giderek bütün toplumsal yaşamın din kurallarına terk edilmesini kabul etmiyorsun. Memleketin cumhuriyetin kuruluşundan gerilere gitmesine, Osmanlı sevdasının ülke politikası haline gelmesi seni derinden yaralıyor.

Emekten, emekçiden, ekmeğini kendi emeğiyle kazanandan yanasın. Patronlar, zenginliklere el koyan asalaklar, sermayedarlar birleşmişken, tek başına yapamayacağını biliyorsun.

Yurtseversin. Amerikancılar, Avrupa Birliği çığırtkanları, mandacılar el ele vermişken yalnızlığı seçemezsin.

Aydınlanmacısın, ilericisin. Yobazı, düzenbazı, ırkçısı kutsal ittifak halindeyken kendi kendine kalamazsın.

DOĞRU MU? ANLATILAN SENİN HİKAYEN Mİ? O ZAMAN...

Senin gibilere, senin gibi düşünenlere ihtiyacın var. Tartışmaya, üretmeye, dayanışmaya, birlikte öğrenmeye, karar vermeye, konuşmaya, çoğalmaya ihtiyacın var. Hakkını aramaya, ülkene sahip çıkmaya, çocuklarının yüzüne bakabilecek bir Türkiye yaratmaya ihtiyacın var.

Daha fazla geri gidemezsin, daha fazla bekleyemezsin. Parababaları gerilesin, işbirlikçiler sinsin, yobazlar sussun!

Evinde, işyerinde, mahallende, köyünde-kentinde, sokakta, otobüste, hastanede, okulda Türkiye'nin ve geleceğinin yok olmakta olmasına seyirci kalamazsın.

Gericilik 2009’da hız kesmedi. Emperyalistler bastırıyor, patron sınıfı kriz bahanesiyle emekçilere yükleniyor. Sorumluluklarını erteleyemez, bir günü bile yitiremezsin. Ama daha derli toplu, daha akıllı, daha örgütlü, daha güçlü olmalısın; olmalıyız.
Bu nedenle “2009’u bırakma, 2010’a hazırlan” diyoruz.
Geride bıraktığımız yıllarda yaşadıklarımız 2009’un habercisiydi. Eğer önlem almazsak 2010’da 2009’u mumla arayacağız. Oysa artık geriye gitmek yok. Biz geriletmeliyiz, onlar gerilemeliler.
2010’a hazırlanmalısın; 2010’a hazırlanmalıyız!
Çünkü 2010’da Türkiye siyasetinde sular ısınacak, yeni arayışlar ortaya çıkacak, gerilim tırmanacak.
Çünkü 2010’da Türkiye Genel Seçim atmosferine girecek.
Çünkü 2010’da ekonomik krizin ağır sonuçları halkımızın üzerine çökecek.
Çünkü 2010’da Kürt sorununda ABD planları uygulamaya sokulacak.
Çünkü 2010’da Anayasa tartışmaları yoğunlaşacak.
Çünkü 2010’da iktidarın emekçi halka karşı tutumu sertleşecek.

Gelin gücümüzü birleştirelim.
Tartışalım. Bulunduğumuz yerellikte sağın güçlenmesine karşı neler yapabileceğimizi konuşalım. Çalıştığımız sektörde, işyerinde patron zorbalığına, keyfiliğine karşı nasıl önlem alabileceğimizi düşünelim. Okulumuzda Amerikancılığa, Avrupa Birliği etkisine karşı nasıl direnebileceğimiz üzerine kafa yoralım. Tarikatleşmeyi, cemaatleşmeyi durdurmanın yollarını bulalım. Cehalete, çürümeye, adaletsizliklere, uyuşturucuya, kadınlara dönük şiddete, doğanın ve kültürel değerlerimizin yok edilmesine izin vermeyelim.

Çoğalalım. Bizim gibi düşünenleri bulalım. Düşüncelerimizi daha fazla kişiyle paylaşalım.

Birlikte ürettiklerimizi, yayınlarımızı daha fazla insana ulaştıralım.

Hiçbir olumsuzluğu kanıksamayalım. Türkiye’nin her bir yerleşiminde direnç noktaları oluşturalım.

Türkiye Komünist Partisi bu amaçla, bütün Türkiye’de her hafta, yurdunu seven aydınlık insanlarla bir araya geliyor. Memleket meselelerini konuşuyor, çözüm arıyor ve en önemlisi dört bir yana “kurtuluş”un tohumlarını atıyor.
HIZLA ÇOĞALIYORUZ, 2010’A HAZIRLANIYORUZ!