20 bini aşkın yurtsever ‘AKP'yi İstemiyoruz' mitinginde buluştu

Kadıköy'de "AKP'yi İstemiyoruz" mitinginde 20 bini aşkın yurtsever biraraya geldi. Türkiye'nin dört bir yanından gelen AKP karşıtları sabah saatlerinden itibaren Haydarpaşa'da toplanmaya başladı. Eski Et Balık Kurumu önünden Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne ulaşan kortej saat 12:00 sularında Kadıköy İskele Meydanı'na yürüyüşe geçti.
Eylemden fotoÄŸraflar...

Türkiye Komünist Partisi (TKP), Emperyalizme Karşı Yurtsever Cephe (YC), Üniversite Konseyleri Derneği (ÜKD), Yurtsever Cephe İşçi Birliği, Barış Derneği ve Nazım Hikmet Kültür Merkezi-Sanat Cephesi'nin çağrısıyla düzenlenen "AKP'yi İstemiyoruz" mitingine katılanlar beraberlerinde birbirinden renkli döviz ve pankartlar getirmişlerdi.
AKP'yi neden istemediklerini, taşıdıkları döviz ve pankartlarda ifade eden katılımcılar, AKP'yle mücadelede yaratıcılıklarını da ortaya koydular.

Miting alanına yürünürken iyice büyüyen kortejin alana girişi sırasında Emniyet, İstanbul Valiliği'nden AKP'yi istemiyoruz kampanyasının logosu olan pompanın yer aldığı döviz ve pankartların alana sokulmaması talimatı aldıklarını iletti. Kısa süreli bir beklemenin ardından kortej büyük bir coşku ve memleketi AKP'nin temsil ettiği gericilikten, piyasacılıktan ve Amerikancılıktan temizlemenin simgesi haline gelen pompalı pankart ve dövizlerle alana girdi.

Kortejin tamamının alana girmesi bir saati buldu.

Tiyatro sanatçısı Orhan Aydın'ın sunduğu mitingde sırasıyla TKP Genel Başkanı Aydemir Güler, ÜKD Başkanı İzge Günal, YC Yürütme Kurulu üyesi Kaya Güvenç ve TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan birer konuşma yaptılar. Tiyatro sanatçısı Metin Coşkun okuduğu bir şiirle, Ufuk Karakoç, Nejat Yavaşoğulları, Ahibba grubu da şarkılarıyla mitinge renk ve coşku kattılar.

Mitingin çağırıcıları arasında yer alan ÜKD, "Gericiliğe izin vermeyeceğiz" pankartını taşırken, bir başka çağırıcı olan Sanat Cephesi "İşbirlikçilerin ve gericilerin borazanı olmayacağız" pankartını taşıdı.

Mitinge katılan yerel inisiyatifler ise, AKP'den rahatsızlıklarını çeşitli pankartlarda dile getirdi. Semtlerinde bulunan çöplüğün rehabilitasyonu için yıllardır mücadele veren Mamak halkı, "AKP'yi Mamak Çöplüğüne gömeceğiz" pankartını taşırken; Beyoğlu halkı ise "Sadaka değil, iş istiyoruz" pankartını taşıdı.

Mitinge Zonguldak ve ilçelerinde katılan AKP Karşıtı Zonguldaklılar ise, "Yobazın karanlığını madenci feneri aydınlatacak" pankartının arkasında yürüdü.

Mitingin Kasımpaşalı katılımcıları, "Kasımpaşa halkı Cumhuriyetine sahip çıkıyor" pankartını taşırken, Salihlili katılımcılar "Salihli Halkı AKP'yi istemiyor" pankartının arkasında yürüdü.

AKP Karşıtı Şişli Platformu ise, "Bağımsız Türkiye istiyoruz, AKP'yi istemiyoruz" pankartının arkasında yürüdü.

Patronlarının fabrikadaki makineleri sökerek üretimi hukuksuz biçimde başka yere taşıma girişimine engel olan İlbek Tekstil İşçileri ise "Yaşasın işçilerin birliği" pankartını taşıdı.

Ülkenin dört bir yanında örgütlü Yurtsever Cephe (YC) ve Yurtsever Cephe İşçi Birliği örgütleri ise, yürüttükleri mücadeleleri özetleyen pankartlar taşıdı.

Yurtsever Cephe ODTÜ Emekçileri, "AKP gericiliği ODTÜ'ye sökmez"; YCİB Samsun, "Ballıca sigara fabrikasını da babalar gibi satmak isteyen, özelleştirmeci AKP'yi istemiyoruz"; YC Kamu İşçileri, "Hainler özelleştiriyor, yurtseverler kamulaştıracak"; YC Hizmet İşçileri, "8 saatlik işgünü istiyoruz, AKP'yi istemiyoruz"; YC Emekçi Kadınlar, "AKP'yi de, türbanını da istemiyoruz"; Yurtsever Cepheli Sağlıkçılar, "AKP'yi istemiyoruz", YCİB: "Kıdem tazminatıma dokunma"; YC Trabzon, "AKP'nin gemisi Karadeniz'de batacak"; YC Ordu, "Terzi Fikri onurumuzdur, AKP fındık kurdudur"; YC İzmir, "İzmir'i AKP'ye teslim etmeyeceğiz"; YC Adana, "İncirlikte Yanki, hükümette AKP: Bu utançla nereye kadar"; YC Aydın, "AKP'yle mücadele yaşamsaldır"; YC Çanakkale, "6. Filo'yu ve işbirlikçi AKP'yi istemiyoruz"; YC Burdur, "Ülkemizi karanlığa teslim etmeyeceğiz"; YC Manisa, "Amerikancı, piyasacı, gerici AKP'yi istemiyoruz"; YC Antalya, "AKP'yi istemiyoruz; geleceğimize sahip çıkmak için"; YC Denizli, "Gerici, piyasacı, işbirlikçi AKP'yi ülkemizden defedeceğiz"; YC Van, "Em AKP naxwazin (AKP'yi istemiyoruz)", pankartlarını taşıdılar.

Mitinge yurt genelindeki lise ve üniversitelerden katılan öğrenciler ise, AKP'yi gerici ve özelleştirmeci eğitim politikaları başta olmak üzere birçok başlıkta topa tuttu.

Ankara Üniversiteli Öğrenciler, "Üniversitemizi AKP'ye teslim etmeyeceğiz"; İstanbul Üniversiteli Öğrenciler, "Amerikancılara, yobazlara, liberallere geçit vermeyeceğiz"; Marmara Üniversitesi Öğrencileri, "Aydınlık bizimle gelecek"; Denizli Yurtsever Cepheli Liseliler, "Gelecek bizsek AKP'yi istemiyoruz"; "Şimdilik" Özel Üniversite Öğrencileri (Akademi İstanbul, Bahçeşehir, Beykent, Bilgi, Doğuş, Haliç, Kadir Has, Kültür, Maltepe, Yeditepe): "Eşit parasız eğitim istiyoruz, AKP'yi istemiyoruz"; Yeditepe Üniversiteli Öğrenciler, "Yeditepeli yurtseverler bu oyunu bozacak"; İTÜ'lü Öğrenciler, "Aydınlık ve bağımsız Türkiye'yi biz kuracağız", Bilgi Üniversitesi Öğrencileri, "AKP'nin türbanı, Amerikan bayrağı", Mimar Sinan Öğrencileri, "Ampullektüellerin iplerini keseceğiz", pankartlarını taşıdı.

YC Eskişehir Liseliler: "Liseliyiz, aydınız, AKP'ye karşıyız", YC Liseliler: "Ilımlı islamcı, radikal Amerikancı AKP'yi istemiyoruz", YC Liseliler "Üniversite düşmanı YÖK başkanı, biz gitmeden gitmiş ol", "İşsiz kalmak için değil, insanca yaşamak için okumak istiyoruz", "YÖK başkanına soruyoruz, liselere giriş 8 YTL olacak mı?", "Yok birbirinizden farkınız, hepiniz yobazsınız", "Türbansız ve parasız üniversite hakkıma dokunma", "Parası olan okusun diyen AKP'yi istemiyoruz" pankart ve dövizleriyle yürüdü.

Mitingde ayrıca yaygın olarak "AKP'yi İstemiyoruz", "Türban sömürüyü örtüyor", "İnanca saygılıyız, gericiliğe karşıyız, türban Amerikancılığı örtüyor", "Talabani ve Barzani Kürtleri temsil edemez", "Tezkereye hayır, İncirlik Üssü'nün kapatılmasına evet" dövizleri taşındı.

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, mitingde yaptığı konuşmanın bir bölümünü alanda bulunanları heyecanlandıran bir habere ayırdı. Yeni bir günlük gazeteye ihtiyaç duyulduğunu belirten Okuyan, "bunun arkasında durmaya var mısınız" diye sordu.

AKP'yi istemeyenlere dönük basın yoluyla yapılan saldırılara değinen ve büyük medyanın bu mitinge yer vermeyeceğini söyleyen Okuyan, "açın bakın yarın gazetelere, bu mitingi göremeyeceksiniz," dedi. "Verseler bile 2-3 bin kişi toplandı diyeceklerdir," şeklinde konuşan Okuyan, "kendi iletişim kanallarımızı, basın kuruluşlarımızı yaratmalıyız," dedi. Günlük bir gazete çıkarılmasının ihtiyaç olduğunu, kendilerinin bunu memleketin her fabrikasına, mahallesine, köyüne taşımaya hazır olduklarını söyleyen Okuyan, "var mısınız, böyle bir gazetenin arkasında durmaya var mısınız," diye sordu. Alanda bulunanların coşkulu alkışları yeni bir günlük gazeteye duyulan ihtiyacı ve bu yöndeki isteği ortaya koydu.

Miting, şehir dışından gelen katılımcıların sloganlarla otobüslerine kadar uğurlanmasıyla sona erdi.

Aydemir Güler

Mitingin ilk konuşmasını TKP Genel Başkanı Aydemir Güler yaptı. "Yurttaşlar, yurtseverler, kardeşler hoşgeldiniz" diyerek başlayan Güler, "Nerede o 30 provokatör?" sorusuyla devam etti. Üniversitelerde AKP'nin ülkenin başına geçirmeye çalıştığı ABD türbanına karşı çıktıkları için AKP basının hedefi haline gelen öğrencilere seslenen Güler ardından akademisyenlere "Topladıkları 7 bin 532 imza ile ülkenin onuru olan akademisyenler 7 bin 532'iniz de burada mısınız?" diye sordu. "Evet kalabalığız ama buna rağmen burada sadece temsili heyetler bulunuyor. Üniversiteler, liseler temsilcileriyle burada" diyen Güler şu şekilde devam etti: "Arkalarda ‘AKP'nin gemisi Karadeniz'de batacak' pankartı görüyorum. Sadece Karadeniz'de değil arkadaşlar, Akdeniz'de de, Ege'de de, ‘Em AKP Naxwazın' pankartıyla alanda olan dostlarımızın geldiği Van'ın Gölü'nde de, Mezopotamya'da da batacak."

Güler, "Bir bölümünüz belki fark etmemiştir. Miting alanına girereken biraz bekledik. İstanbul Valiliği aslında AKP pankart ve dövizlerdeki pompadan rahatsız olmuş, alana girmesini istemediler" dedikten sonra yurtseverleri pompaları kaldırmaya çağırdı: "Kaldırın arkadaşlar, AKP görsün, Amerikan uşakları görsün. AKP'nin pisliğini temizleyip atacağız. Rahatsız olmuşlar! Bir dahaki sefere sifonlarla geleceğiz."

Güler, "Türkiye'nin bizden ibaret olmadığını biliyoruz, ama kimlerin karşımızda olduğunu da bileceğiz. Ülkemize düşman olanlarla, ülkeyi satanlarla uzlaşmayacağız. Onlara karşı kapsayıcı olmayacak, onlarla mücadele edeceğiz. İşçilerin, aydınların, emekçi kadınların, Kürtlerin ve Türklerin birliği sermayeyi ve temcilerini yenecek" dedi.

Türbanın AKP ile MHP'nin ortak operasyonu olduğunu söyleyen Güler sözlerini şöyle sürdürdü: "İki partinin ittifakının Meclis'le sınırlı kalmadığını, üniversite kardeşlerimizin yaptığı eylemlere yönelen saldırılarla da sürdüğünü gördük. MHP'liler AKP'nin türbanını korudu."

"Bu ülkede gericilik kürsüden dua okuyan ilk devlet başkanı olan 12 Eylül generali Evren'e kadar uzanıyor, AKP 12 Eylül'ün partisi, AKP-MHP ittifakı da 12 Eylül'ün Türk-İslam sentezinin uzantısı. 12 Eylül'ün alternatifi falan olamazlar" diyen Güler, türbanın bir özgürlük sorunu olmadığını vurguladı. "Keşke mesele türban, kılık kıyafet özgürlüğü olsa. Sorunun kaynağı 70'li yıllara, Çorum'a, Maraş'a gidiyor. Ülkeyi mahvetme özgürlüğü istiyorlar" diyen TKP Genel Başkanı sözlerine şu şekilde sürdürdü: "Keşke tek sorunumuz bunlar olsaydı. Bir de yarım yamalak iş yapanlar var. Kuran kurslarına göz yumuluyor, seçim dönemlerinde tüm düzen partileri tarikatlerin peşinden koşuyor, zorunlu din derslerine ses çıkarılmıyor. Sonra 17 yaşına gelmiş kıza üniversite kapısında direnç hattı örebileceklerini düşünüyorlar. Büyük bir aydınlanma hamlesine ihtiyaç var. Diyanetin dağıtılmasını, kuran kurslarının kapatılmasını, tarikatlere giden paraların emekçi halka yönlendirilmesini istemeden gericiliğe karşı mücadele inandırıcı olmaz. Tuzla'da her hafta bir işçi kardeşimiz gömülüyor. Daha dün Zonguldak'ta bir madenci kardeşimizi toprak altından çıkartamadık. Gericilik düzene bunun için lazım. Gericilik sermaye diktatörlüğünden ayrı bir şey değil. Sermaye diktatörlüğüne karşı mücadele etmeden gericiliğe karşı mücadele edilemez. Türkiye, Ortadoğu'nun en güçlü ülkesi. ABD'nin Ortadoğu'da istediği belli: İslamcı bir Türkiye. ABD varlığını, üslerini söküp atmadan, NATO'dan çıkmadan gericiliğe karşı mücadele edilemez."

İlk gün sınırötesi operasyona karşı olduklarını söylediklerini hatırlatan Aydemir Güler, "Bu operasyon ne Türkiye'nin güvenlik sorununu ne de Kürt sorununu çözmez. Türkiye'nin güvenlik sorunu denilen, patlayan bombalar, öldürülen aydınlar, ABD'nin Türkiye'yi ‘terbiye' etmek amacıyla düzenlediği eylemler. Geride bıraktığımız yıllar Kürtlerle Türklerin arasındaki mesafeyi açtı, son operasyon daha da açılmasına yol açtı" sözleriyle devam etti. Güler, ayrıca sınırötesi operasyonla Türkiye'nin biraz daha boynu bükük bir ülke haline getirildiğinin altını çizdi.

"AKP'nin ülkeyi sürüklediği bu tablodan burayı çıkartın geriye utanç verici bir Türkiye kalır. Sizlerle ülkenin bir geleceği var" diyen Güler, ABD'nin çekilin demesiyle sonuçlanan pazarlıklarda Afganistan'a asker gönderilmesinin, Irak'taki işgal sürülerinin Türkiye toprakları üzerinden boşaltılmasının ve İran sınırına füze sistemi yerleştirilmesinin istendiğini hatırlatarak AKP'nin verdiği sözlerin, yaptığı anlaşmaların, attığı imzaların hiçbir hükmünün olmadığını söyledi. Güler "Bir şey istiyorlarsa bize, buraya soracaklar" dedi.

Güler Kürt sorununun nasıl çözüleceğinin de Türk ve Kürt emekçilere sorulması gerektiğini söyleyerek sözlerini şu şekilde tamamladı: "ABD'ye AB'ye sorulmasından bıktık. Diyarbakırlı, Edirneli, Vanlı, Manisalı, Türk ve Kürt emekçiler olarak, Türk ve Kürt aydınları olarak bize soracaklar, biz karar vereceğiz. Kürtlerin ve Türklerin yazgısı birleşmiştir. Eğer birlik sağlanamazsa Türkiye'nin batısında şeriatçı-faşist bir devlet kurulur. Doğusunda da başka bir şeriatçı-faşist devlet ortaya çıkar. Her ikisi de ABD'nin piyonu olur. Haklar elele verecek. Birlikte emperyalizme karşı mücadele edeceğiz. Kürtleri ve Türkleri birleştirecek tek şey emekçi kimliğine sahip çıkmaktır."

Kemal Okuyan

Mitingin son konuşmasını Kemal Okuyan yaptı. "Sizlerle dostça sohbet etmek istiyorum" diyen Kemal Okuyan "3, 4 5 Mart'ta neler yapacağımızı konuşacağız" sözleriyle devam etti. Miting organizasyonunda ilginç bir olayla karşılaştıklarını belirten Kemal Okuyan, yaşananı şu şekilde anlattı: "Bu mitingin düzenleyicileri arasında Türkiye Komünist Partisi de var. 80 yıllık bir yasağı aşarak, 7 yıl önce ismini onurla aldığımız parti. Biz bu adı aldıktan sonra Türkiye'nin bütün kentlerinde valilikler, emniyet müdürlükleri bizlere bu isimle çalışamazsınız dediler. Afiş yapıştıramazsınız, bildiri dağıtamazsınız dediler. Biz de dedik ki biz yasal bir partiyiz. Yaparız. Dediğimizi yaptık.

Biliyorsunuz bu mitingi sadece TKP düzenlemedi. Ama İstanbul Valiliği bize niye tanıtım bildirileri ve pankartlarınıza TKP adını yazmıyorsunuz biye tebligatta bulundu. Mesele şudur: Halkımızın TKP'den korkacağını ve bu mitinge katlmayacağını düşündüler. Bu nedenle bunu istediler.

Biz kendi kimliğimizi gizlemedik. Ama bu mitingi biz TKP'yi anlatmak için yapmadık. AKP'yi anlatmak için yaptık. AKP'ye karşı neler yapacağımızı konuşmak için gerçekleştirdik."

"Bu ülkede AKP'den rahatsızlık duyan yalnızca bizler değiliz. Cumhuriyeti bitiriyorlar diyoruz. Bu ülkeyi tasfiye ediyorlar diyoruz. Ve bu inançta başka insanlar da var. Milyonlarca insan var" diyen Okuyan, "Bu mitinge Amerikancılığı, gericiliğe, piyasacılığa karşıyız diye hazırlandık. Bunları birbirinden ayıramayız. Bazıları ısrarla ayırmak istiyor ve ABD'den medet ummaya çalışıyorlar. Bazıları AKP'yi ABD'ye şikayet ediyorlar. Yani Türkiye'de laikliği, NATO ile gladyo ile, çetelerle ergenekonla kullanacaklarını iddia ediyorlar. Yıllarca gericilik NATO ile gladyo ile ve İslam sentezi ile kolkola yürüdü. Yine aynı şey başımıza geliyor" şeklinde sözlerini sürdürdü.

"İçimizde Amerikancılığın kırıntısı kaldıysa, Türkiye'de gericiliğe karşı AB'den, emperyalistlerden medet uman kaldıysa aklımızı başımıza getirelim çünkü onlardan bu coğrafyaya yalnızca gericilik gelir" diyen Okuyan "Cumhuriyeti tasfiye ediyorlar diyoruz. Bunun anlamı açık. Ulusal egemenlik ortadan kaldırılıyor. İşte NATO, işte IMF, İşte yerelleşme projesi, işte Türkiyeyi eyaletlere bölme projesi, işte AB, işte BOP. Bunların hepsine birden karşı koymalıyız" sözleriyle devam etti.

Türkiye'nin bölünmenin eşiğinde olmasının nedenlerinden birinin Türkiye'deki Kürt düşmanlığı olduğunun altını çizen TKP Genel Sekreteri, "Bunu yaparak Kürtleri Amerikanın uşağı olan Barzanilere, Talabanilere ve benzerlerine teslim edersiniz. Kürt insanını bu topraklardan koparmaya hakkınız yok" dedi. Okuyan ülkenin bütünlüğünden yana olanları seslerini yükseltmeye çağırdı.

Okuyan "Bize yıllarca bölücü yıkıcı dediler. Türkiye'nin en büyük bölücüleri AKP hükümetinin ardında duran güçlerdir. Ülkeyi bölünmenin eşiğine getiren ABD, NATO'dur. AB'dir" diyerek Türkiye'yi bugün inanç üzerinden, din üzerinden bir kavganın eşiğine getirenlerin de yine hükümetin ardındaki güçler olduğunu söyledi.

"Bakın bizler için yalan icat ediyorlar. AKP basını türbanlı öğrencilere karşı saldırıların düzenlendiğini iddia ediyor. Türbana karşı çıkanlar zorla insnaların başını açmak için hakaret ediyorlar, saldırıyorlar diyorlar. Bizim kitabımızda hakaret yoktur. Bizim kitabımızda insanlara saldırmak yoktur. Biz insanların inancına, ibadetine saldıracak kadar alçak ve salak da değiliz. Bizim derdimiz Türkiye'nin üzerine örtülmek istenen Amerikan çarşafıdır. Kara çarşaftır. Bizi kendileri gibi bilmesinler, bizi Sivas'ta insanları diri diri yakanlara benzetmesinler. Bizi arkadaşlar daha dün Filistin'de 7 bin katliama imza atan AKP'nin işbirlikçisi İsrail Siyonistlerine benzetmesinler.

Biz yurtseveriz, aydınlık insanlarız. Savaşa karşı olan insanlarız. Ama kararlılığımızdan da bir nebze olsun taviz vereceğimizi zannetmesinler" diye devam eden Okuyan, "Bu büyük gücü arttırarak yolumuza devam edeceğiz. İçimizde farklı düşünenler var. Herkes komünist, sosyalist olmak zorunda değil. Ancak bir gerçeği kabul etmek zorundayz. Bu düzenin değişmesini istemeden Türkiye'nin bağımsızlığını, laikliğini, Türkiye'de dinin siyaset alanının dışına çıkarılmasını, ulusal egemenliği be birliği istemek mümkün değil" dedi.

Okuyan çeşitli kesimler açısından yol ayrımına gelindiğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burada bulunan kemalist kardeşlerimize sesleniyoruz. Sizler yok ayrımına geldiniz. Amerikancısına da, gericisine de, yobazına da, sermayesine de, işbirlikçisine de tekmeyi yapıştıracağız ya da dağılmak adına bu ülkeyi Ergenekoncu çetelere zorbalara, katillere teslim edeceğiz. Karar sizin.
Ülkemizi bu karanlık düzene teslim etmeyelim.

Yol ayrımına geldik. Bu Kürt kardeşlerimiz için de geçerli. Gözünüzü dışarıya çevirmeyin. Talabani, Barzani kılıklılardan medet ummayın. Biz bu ülkeyi hep beraber cennete çeviririz. Bakın ana dilde eğitim herkesin kutsal hakkıdır. Türklerin de Kürtlerin de. Bugün Türkiye'de yüz binlerce öğrenci kendi dilinde eğitim yapmıyor. İngilizce eğitim yapıyor.

Yolumuza büyüyerek devam edeceğiz."

Okuyan TBMM'de bir tane bile işçi temsilcisi olmadığını belirtip "Yani siyaset alanı patronların zenginlerin elinde. Bakanlar kurulumuzun bütün sülalesi ticaret ve siyaset ile ilgileniyor. Cumhurbaşkanının, başbakanın çocukları iş adamı. Emekçiler siyasetten dışlanmış durumda. Onlar mı anlıyor siyasetten, onlar ticaretten anlıyor. Vatanı satmaktan anlıyor" sözlerinden sonra "Yapmamız gereken siyaset alanında bu güne kadar sesini yükseltmemeiş kesimleri sesini yükseltmeye teşvik etmektir. Örgütsüzlükten korkun, örgütlü mücadeleden korkmayın. Siyasetsizlikten korkun siyaset yapmaktan korkmayın. Siyaset ahlaklı, emeği ile geçinen insanların işi olmalıdır" dedi.

Kemal Okuyan, emekçilerin sesini fabrikalarda, mahallelerde, okullarda, kışlalarda duyurmak için günlük bir gazeteye ihtiyaç olduğunu belirtip bu gazetenin hep beraber örgütlenmesi çağrısında bulunarak sözlerini tamamladı.

İzge Günal

Üniversite Konseyleri Derneği Genel Başkanı İzge Günal, "Üniversitemizi ve ülkemizi gericiliğe teslim etmeyeceğiz" diyen 7 bin 532 akademisyen adına konuştu.

"Biz bugün üniversitelerde 7 bin 532 akademisyenin imzasından güç alarak Türkiye üniversiteleri adına konuşacağız. Üniversiteleri bundan sonra YÖK değil Üniversite Konseyleri Derneği temsil edecek" diyerek başladığı konuşmasına "Topladığımız 7 bin 532 imza Türkiye halkının, üniversitelerin onuru olmuştur. Tam da üniversitelerin toplumla bağının kopartılmaya çalışıldığı dönemde Türkiye halkına umut vermiştir. Üniversitenin onurunun ayaklar altına alınmasını engellemiştir" sözleriyle devam etti.

Günal "Bizler üniversitelerimizi iki nedenden dolayı gericiliğe teslim etmeyeceğiz" diyerek bu nedenleri açtı: "Üniversiteler bu ülkenin beynidir. Aydınlığın, bilimin düşünce kaynaklarıdır. Herhangi bir nedenle üniversitelerde gericiliğe izin vermek mümkün değildir. Bizler üniversitelerde herkesten daha önce türbanın neyi örttüğünü görüp bunu anlatmak zorundaydık. Üniversite türbanın özelleştirmeyi, sömürüyü örttüğünü görüp halka mesajını vermiştir.

İkinci nedenimiz ise şudur. Nasıl açığın zıddı kapalıysa, beyazın karşıtı siyahsa, bilimin zıttı da inançtır. O yüzden inancın hiçbir simgesinin üniversitede yeri yoktur. Üniversiteler yıllarca inançtan ayrılma mücadelesi vermiştir. Geçen ay İtalya'da Papa'yı üniversiteye almamışlardır. İtalyan üniversiteye Papa'yı sokmuyorsa biz de türbanı üniversiteye sokmayacağız."

Günal üniversitede inanca yer yoksa, hiçbir meclisin "türban üniversitelere girsin" diye karar alma yetkisi olmadığını söyleyerek "Biz üniversitede olduğumuz sürece gericiliğe izin vermeyeceğiz" sözleriyle konuşmasını bitirdi.

Kaya Güvenç

Mitingin üçüncü konuşmacısı Yurtsever Cephe İşçi Birliği Yürütme Kurulu üyesi Kaya Güvenç oldu. AKP'nin Amerikancılığına, gericiliğine ve emekçi düşmanlığına karşı mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen Güvenç, emekçi düşmanlığının bir kez daha altını çizmek istediğini belirtti. Güvenç AKP'nin piyasacılığını sermaye ile kurduğu ilişkilerin, istenenlerin harfiyen yerine getirilmesinin gösterdiğine dikkat çekti. Özelleştirmelere ilişkin yargının verdiği iptal kararlarının uygulanmadığını hatırlatan Güvenç, "Miting alanına girerken zorlanan kanunsuzluk da bununla aynı eksende değerlendirilebilir. Yargı kararlarını uygulamayan hükümet kanunsuzluk anlayışını burada da ortaya koydu" dedi.

AKP iktidarı boyunca yapılan özelleştirmeler sonucunda 70 bini aşkın işçinin işsiz kaldığını belirten Güvenç, emekli edilenlerle birlikte bu sayının 100 binin üzerinde olduğunu söyledi.

Emperyalizmin Türkiye'nin tüm değerlerinin yağmaya açılmasını, ülkenin bir ucuz işgücü cenneti haline getirilmesini istediğini vurgulayan Güvenç, işsizliğin de ucuz işgücü cennetinin garantisi olduğuna dikkat çekti.

"AKP'ye karşı mücadeleyi üç noktayı birarada tutarak devam edeceğiz: Gericilik, Amerikancılık ve piyasacılığa geçit vermeyeceğiz" sözleriyle Güvenç konuşmasını noktaladı.