Mayıs 2008 Dış Politika Raporu
Türkiye’de Mayıs ayına damgasını vuran dış politika gelişmelerinin başında AKP’nin kapatma davasıyla ilgili olarak AB ve ABD tarafından yapılan müdahaleler yer aldı. Konunun önümüzdeki ay daha da yoğunlaşarak gündeme gelmesi beklenebileceği için, daha kapsamlı bir değerlendirmeyi Haziran ayı raporuna bırakmak daha sağlıklı bir değerlendirmeye olanak sağlayacaktır.
Dış politikada Mayıs ayının diğer önemli gelişmesi ise Türkiye-Irak/Kuzey Irak ilişkilerinde önemli adımlar atılmasıydı. Son bir ayda yaşananlar, Türkiye’nin Irak’ın içişlerine emperyalistler lehine giderek daha fazla müdahale ettiğini gösteriyor. Bu durum, kısa vadede Irak’taki işgale ve işgal yönetimine ekonomik olanaklar ve siyasi meşruiyet kazandırma gibi sonuçlar doğururken, orta vadede Türkiye’nin çeşitli gerekçelerle Irak’taki işgalin doğrudan parçası olması ihtimalini güçlendiriyor.
Mayıs ayının bu bağlamdaki en önemli gelişmesi, 1 Mayıs’ta Türkiye ile Kuzey Irak’taki Kürt yönetiminin ilk kez doğrudan açık temas kurması oldu. Bu gelişme, Kuzey Irak ile ilgili uzun süredir silinmeye yüz tutan “kırmızı çizgi”nin son kalıntılarının da ortadan kalktığını gösteriyor. Türkiye’nin Irak politikasında artık bölünme korkusundan çok, emperyalistler lehine yayılmacılığı içeren ve yeni Osmanlıcı bir yaklaşıma dayanan bir çizginin yerleşmeye başladığını tespit etmek mümkün.
Kuzey Irak’taki Kürt yönetimiyle uzun süredir artmakta olan ekonomik işbirliği konusunda 1 Mayıs görüşmesinin ardından yeni adımlar atıldı. Yeni anlaşmaların ticaret hacmini ve sektörel çeşitliliği artırması, ekonomik ilişkileri daha yerel düzeye doğru yayması ve sermaye hareketlerini artırması bekleniyor. Bu sürecin ilerleyen aşamalarında, Türkiye’nin Kuzey Irak’ta çok daha içsel bir konuma gelmesi, öte yandan Kuzey Irak yönetiminin de Türkiye’de Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde daha fazla içselleşmesi beklenebilir. Bu kapsamda, Diyarbakır ile Erbil ve Dohuk Ticaret Odaları arasında imzalanan anlaşmanın önümüzdeki günlerde ilişkinin daha da artmasına olanak sağlayacağı ortadadır. Mayıs ayı içinde geçirilen bir yasayla Türkiye’de 24 saat Kürtçe yayına izin verilmesi de bu sürecin bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Emperyalist basında “Kürt Bölge Hükümeti” olarak geçen ve Türkiye tarafından tanınmayan ve 1 Mayıs’a kadar doğrudan açık temas kurulmayan Kuzey Irak’taki Kürt yönetimiyle yapılan görüşmenin, bir tanıma sürecine denk düşüp düşmediği konusunda farklı yorumlar var. Kuzey Irak kaynakları bunun bir tanıma anlamına geldiğini iddia ediyor ve Türkiye’de devletin bir bölümünün yönetimi tanımaya hazır oluğunu ifade ediyor. Ancak daha dikkatli bir bakış, Türkiye Kuzey Irak’la pazarlıkçı bir ilişki/müzakere süreci yürüttüğünü ve resmi olarak tanımanın burada Türkiye’nin elinde bir koz olarak varlığını sürdüdüğünü görebilir. Diğer bütün sorunlar bir yana, Kerkük’ün statüsü sorunda bir “çözüm”e ulaşılmadan Türkiye’nin bu konudaki tavrını netleştirmesini beklememek gerekiyor.
Türkiye’nin Kuzey Irak’a dönük olarak geçtiğimiz ay boyunca gerçekleştirdiği askeri operasyonlar bu sürecin en önemli bileşenlerinden birini oluşturuyor. Kuzey Irak’taki PKK varlığı, Türkiye’nin Irak’ın içişlerine müdahalesi ve Kuzey Irak konusunda politika üretmesi için temel gerekçelerden birini oluşturuyor ve yine Kuzey Irak’taki Kürt yönetimine karşı bir baskı unsuru ve bir pazarlık maddesi anlamına geliyor. Mayıs ayı boyunca Türkiye tarafından bakanlar düzeyinde yapılan açıklamalarda da ifade edildiği gibi, Türkiye PKK’yi “Türkiye – Irak ilişkilerinde bir başlık” olarak sunarken, Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi sorunu “Türkiye’nin içişleri” olarak yansıtıyor ve konuya girmek istemiyor. PKK’nin artık bir “dış” faktör haline gelmesi, Türkiye için emperyalistler lehine yayılmacı politikalar izlemek açısından olanaklar yarattığı rahatlıkla söylenebilir. Özellikle Kerkük’ün statüsü konusunda iddiaları koruyan Türkiye, terörle mücadele bahanesiyle bölgeye yönelik siyasi ve askeri iddialarını açıkça dile getirebiliyor.
Hassas dengeler üzerinde duran ve ABD’nin desteğiyle ayakta durabilen Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi için 1 Mayıs toplantısıyla birlikte Türkiye’nin artan desteği malum nedenlerle büyük önem taşıyor. Türkiye ile pazarlıkçı/gerilimli ilişkisinde Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi, Türkiye’nin PKK üzerinden yapmaya çalıştığı açılıma karşı, PKK’nin bir an önce Kuzey Irak’tan çıkması için yollar arıyor. Bu kapsamdaki temel politika, Türkiye’nin PKK’ye yönelik kapsamlı bir affı hayata geçirmesi talebidir ve bu talep geçtiğimiz ay içinde Mesut Barzani tarafından tekrar dile getirilmiştir.
Bu gelişmeler karşısında DTP’nin Mayıs ayında attığı iki adım ise, süreçten dışlanma kaygısı izleri taşıyor. DTP heyetinin Kuzey Irak’taki Kürt yönetimiyle yaptığı görüşmede, sürecin ortaklaşa örülmesi gerektiğinin altı çizildi. Diğer adım olan, Le Monde gazetesinde Paris Kürt Enstitüsü’nün yayınladığı ve DTP milletvekillerinin imzaladığı ilanda da, sorunun çözümü için bir “uluslararası hakem” atanması çağrısı bulunuldu. Türkiye ve Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi nezdinde etkisi azalma eğiliminde bulunan DTP’nin emperyalistleri doğrudan müdahil olmaya davet etmesi, önümüzdeki dönemde bu eğilimin daha da artacağının bir göstergesi olarak yorumlanabilir.
Mayıs ayı içinde Kuzey Irak’ta PKK ve PJAK’tan ise ABD karşıtı açıklamalar gelmesi ise siyasi olarak bir yere oturamıyor. İran’la çatışmaya devam eden PJAK’ın aynı günlerde ABD karşıtı açıklamalar yapmasında inandırıcılık ve samimiyet sorunu görülebiliyor. Bundan sonra ABD hedeflerine yönelik saldırılarda bulunabileceklerini ifade etmelerine karşın, bunu gerçekleştirmeleri durumunda Kürt halkında ABD’ye karşı bir siyasallaşma olup olmayacağını şüphelidir.
AKP hükümetinin Mayıs ayı içinde GAP’ın tamamlanması için 11 milyar dolar ayrılacağını açıklaması, Kuzey Irak’la ilgili gelişmelerle birlikte okunabilir. Mevcut sürecin ilerlemesi durumunda Kuzey Irak’ın, Türkiye’de Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerden daha yüksek bir ekonomik düzeye geleceği açıktır. Bölgeye yönelik emperyalistler lehine politikalar geliştirmeye çalışan Türkiye açısından bu durumun sorun yaratacağı açıktır. Diğer yandan, Kuzey Irak’ta yoğunlaşmaya başlayan sermayenin Türkiye’deki en yakın coğrafyada bir ekonomik canlanma yaratması da doğaldır.
Türkiye’nin Irak’taki merkezi kukla hükümetle ekonomik ve diplomatik ilişkilerinde de Mayıs ayında önemli gelişmeler yaşandı. Doğalgaz konusunda AB ülkeleriyle yapılan anlaşma, Türkiye’nin Basra’da konsolosluk açacağını açıklaması, su konusunda pazarlığın sürmesi, kısa vadede işgal yönetimine ekonomik olanaklar ve siyasi meşruiyet sağlayabilir. Diğer yandan bu gelişmeler orta vadede Türkiye’nin bizzat işgalin bir parçası olması olasılığını da artırmaktadır.
Sonuç olarak, Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın Haziran ayı başında yaptığı ve basında daha çok laiklik tartışmalarıyla öne çıkarılan konuşmada geçen “Osmanlı döneminde Ortadoğu’da mezhep çatışmaları yoktu” ifadesi, Türkiye’nin sokulmakta olduğu yeni Osmanlıcı dönemin dış politika ayağı konusunda AKP ile TSK komutası arasında en hafif ifadeyle bir uyumun yakalandığını gösteriyor. Mayıs ayı ve Haziran ayının başları, bu uyumun çeşitli göstergelerinin ortaya çıktığı bir dönem olmuştur.
Ek: Gelişmeler
-Türkiye ile Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi ilk kez doğrudan diplomatik görüşmeler gerçekleştirdi
Türkiye ile Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi arasındaki ilk doğrudan görüşmeler, Bağdat’ta 1 Mayıs tarihinde gerçekleştirildi. Türkiye’nin yıllardır doğrudan ilişki kurmama konusunda tavır aldığı bu başlık, “kırmızı çizgi”ler arasında yer alıyordu. Görüşmeye Irak devlet başkane Celal Talabani, Kürdistan Bölge Yönetimi başbakanı Neçirvan Barzani, Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politika baş danışmanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin Irak özel temsilcisi Murat Özçelik ve Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Derya Kanbay katıldı.
Bu gelişme, daha önce Bağdat dolayımıyla yürüyen görüşmelerin doğrudan bir nitelik kazanması anlamına geliyor. Bu durumun Kuzey Irak’taki yönetimin Türkiye tarafından tanınması olarak yorumlanıp yorumlanmayacağı konusunda ise farklı yorumlar yapılıyor.
Mesut Barzani tarafından yapılan açıklamada, yıllar sonra yapılan bu ilk görüşmenin bir “psiolojik duvar”ı ortadan kaldırmaya yaradığını ifade etti. Barzani’nin ifade ettiği gibi, bu gelişme aslında daha çok “psikolojik” bir nitelik taşıyor, iki taraf arasındaki ilişkilerin yakınlaşma sürecinin çok önceden başladığı biliniyor.
Babacan ise konuyla ilgili olarak, önümüzdeki günlerde hem Irak’taki merkezi yönetimle, hem de Kuzey Irak bölge yönetimiyle, enerji, ticaret ve terörle mücadele alanında daha yoğun, sık ve daha yerel düzeyde işbirliği ve diyalog sürecinin başlayacağını söyledi. Babacan, güven ortamı için PKK’ye karşı somut adım beklediklerini söylese de, PKK’ye karşı ortak operasyon beklenmiyor.
Görüşmeden birkaç gün sonra, Murat Özçelik, birkaç gün devam eden daha uzun süreli bir Irak gezisi yaptı. Bu gezide, 1 Mayıs toplantısının ayrıntılarının ele alındığı ifade ediliyor. Daha önce Türkiye’nin Kuzey Irak’a yaptığı askeri müdahalelere sert tepki gösteren Kuzey Irak yönetimi, Türkiye’nin Mayıs ayı boyunca yaptığı askeri operasyonlar aleyhine açıklamada bulunmadı. Bütün bu sürecin, Talabani’nin 7-8 Mart’ta yaptığı Ankara ziyaretinde planlandığı bildirildi.
-DTP heyetinin Kuzey Irak’ı ziyareti
DTP meclis grubu başkanı Ahmet Türk ile DTP milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Hasip Kaplam ve DTP eşbaşkan yardımcısı Kamuran Yüksek’ten oluşan DTP heyeti, Kuzey Irak’a ziyaret gerçekleştirdi. Süleymaniye’de gerçekleşen görüşmelerde, heyetin Celal Talabani’ye, Türkiye’deki Kürt sorunun çözümünde aktif rol oynama çağrısında bulundu. Ahmet Türk, konuyla ilgili daha sonra yaptığı açıklamada, sorunun yalnızca ortak bir stratejiyle çözülebileceği konusunda Talabani ile anlaştıklarını ifade etti. Türk, bu sayede Türkiye’deki Kürt düşmanlığının aşılmasına katkı koyulabileceğini söyledi.
-Türkiye Kuzey Irak’taki PKK hedeflerine yönelik askeri hava harekatı düzenledi
-24 saat Kürtçe yayınına olanak sağlayan yasa meclisten geçti
28 Mayıs tarihinde yapılan yasal değişiklikle, daha önce sınırlı sayıda saatte Kürtçe yayını yapılmasını öngören hükümler değiştirildi ve TRT’den 24 saat boyunca Kürtçe yayın yapılmasına olanak sağlayan bir yasal çerçeve oluşturuldu.
-Le Monde’da Kürt Enstitüsü ilanı yayınlandı ve uluslararası arabulucu atanması çağrısında bulunuldu
Parisi Kürt Enstitüsü tarafından Le Monde gazetesinde yayınlanan ve DTP’li milletvekillerinin de imzacıları arasında yer aldığı ilanda, Kürt sorununun çözümü için bir uluslararası arabulucu atanması çağrısında bulunuldu. Arabulucu hakkında yapılan yorumlarda ismi geçenler arasında Tony Blair de yer alıyor.
-Türkiye ile AB arasında Irak petrolleri anlaşması imzalandı
Türkiye ile Avrupa Komisyonu arasında süren görüşmeler sonucunda, Arap Doğalgaz Boru Hattı planları için anlaşmaya varıldı. Irak’tan gelecek olan doğalgazı Avrupa’ya taşıyacak olan boru hattı konusunda, Avrupa komiseri Ferrero Waldner, hattın yıl sonuna kadar tamamlanacağını ve Türkiye ve Irak’ın Avrupa açısından kilit enerji ortakları olduğunu söyledi.
-Diyarbakır ile Erbil ve Dohuk Sanayi ve Ticaret Odaları protokol anlaşması imzaladı
Anlaşmada özellikle inşaat, mermer ve gıda sektörlerini hedeflediği bildirildi.
-PKK ile Suriye’deki Kürt aşiretleri arasında çatışma çıktı
Suriye’deki Kürt Ketkan aşireti lideri Enver Basravi’yi kaçırmak isteyen iki PKK’li öldürüldü. PKK’nin Suriye’de çatışmaya girdiği Kürt aşiretlerinin KDP ve KYB’ye yakın olduğu söyleniyor. Suriye’deki PKK’deki örgütünün, örgütün genel çizgisine muhalif olduğu ve Cemil Bayık ve Murat Karayılan ile aynı çizgide olmadığı da söyleniyor.
-Irak başkan yardımcısı Türkiye’nun Musul konsolosunu ziyaret etti
-Antep’te 3. Uluslararası Irak Fuarı gerçekleşti
Fuarda konuşan devlet bakanı Kürşat Tüzmen, iki ülke arasındaki ticaret hacmini en kısa sürede 5 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini ifade etti. Tüzmen, terörün iki ülke ilişkilerinde önemli bir sorun olduğunu, ancak Irak yönetiminin terörle mücadelede samimi olduğuna inandığını söyledi.
-Irak Türkiye’den daha fazla su talebinde bulundu
27 Mayıs’ta Türkiye’ye gelen Irak Su Kaynakları Bakanı Abd el-Latif Raşid, ülkede ortaya çıkan kuraklığın engellenmesi için Türkiye ve Suriye’den daha fazla su talebinde bulundu.
-AKP hükümeti, GAP’ın tamamlanması için 11,6 milyar dolar kaynak ayıracağını açıkladı
-Kuzey Irak yönetimi PKK ile mücadele sözü verdi
Neçirvan Barzani, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’den gelen yetkililerle yapılan 1 Mayıs toplantısına büyük önem atfettiklerini belirtti.
-Türkiye’nin Irak Özel Temsilcisi Murat Özçelik Türkiye’nin Basra’da Konsolosluk açacağını açıkladı
-Dünya Ekonomik Forumunda Ali Babacan ile Irak Petrol Bakanı görüştü
Görüşmede ele alınan konular arasında, Irak’ta yeni petrol rezervleri arama ihalelerine TPAO’nun da katılmas yer alıyordu.
-PJAK ABD karşıtı açıklamalar yaptı
PJAK sözcüsü Peritan Dersim tarafından yapılan açıklamada, ABD’ye karşı tavırlarının değiştiği, artık ABD ile zıt kamplarda yer aldıkları ve hatta ABD’ye karşı intihar eylemlerinde bulunabilecekleri ifade edildi.
-Petraeus’dan Türkiye’ye uyarı açıklaması
Irak’taki ABD işgal birliklerinin komutanı David Patraeus, Kandil’deki PKK faaliyetleri konusunda önemli istihbarat bulunmadığı takdirde Irak’taki istikrarsızlığı daha da kötüye götürecek dış müdahalelerden kaçınılması gerektiğini bildirdi.
