Ergenekon davasını nasıl anlamak lazım?



Ergenekon davası, Türkiye’deki sömürü düzeninin emekçi halka, devrimcilere, Kürtlere karşı işledikleri suçları, en azından bunların küçük bir bölümünü aydınlatmak, suç işlemiş devlet görevlilerini yargı önüne çıkarmak için yapılmamıştır. Tutuklanıp mahkeme önüne çıkarılanlar, gözaltına alınanlar arasında katiller, işkenceciler, çeteciler bulunabilir, vardır da. Bunların arkasından gözyaşı dökmüyoruz.
TKP’nin burada karşı çıktığı, operasyonun temel hedefidir. Ergenekon operasyonu ABD’nin Türkiye siyasetini AKP eliyle kendi hedefleri doğrultusunda yeniden şekillendirme girişimlerinin parçası olarak gündeme gelmiştir. Devlet bürokrasisinde bu hedeflere itirazı ya da çekincesi olanlar tasfiye olurken, onlarla yakın ya da uzak teması olan, hatta temas kuracağı varsayılan herkes “suçlu” ilan edilmiştir.
TKP bu sürece tepki göstermiştir, çünkü yargılanan kişiler devletin emek düşmanı politikalarından, NATO üyeliğinden, emperyalist ülkelerle kurulan açık ve örtülü ilişkilerden, özelleştirmelerden, sermaye sınıfından yana uygulamalardan, ilerici insanların kovuşturmalar, tutuklamalar, işkenceler, idamlar ve darbeler eliyle sindirilmek istenmesinden yargılanmamaktadır. Ergenekon operasyonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin emperyalizmin yeni ihtiyaçları doğrultusunda yeniden şekillendirilmesine engel oluşturduğu düşünülen düzen içi aktörleri ayıklamayı hedeflemektedir. Bir başka ifadeyle, ABD’den onay alanların elini rahatlatmayı, toplumun da bu doğrultuda baskı altına alınmasını hedeflemektedir.
Burada “devletin içindeki kavga bazı suçların ortaya çıkmasına yarıyor” diye düşünenler, “katiller tutuklanıyor, faşizm çöküyor” diye sevinenler yanılıyor.
Emperyalizmin bütün bir bölgeyi yeniden şekillendirdiği bir dönemde, devletin baştan aşağı yeniden yapılandığı bir dönemde, halkın önüne Veli Küçük, Sedat Peker, İbrahim Şahin gibi faşist isimlerin atılmasıyla avunmak, zavallı bir tavır ve siyasetsizlik olur. Burada asıl dikkat edilmesi ve karşı çıkılması gereken, Ergenekon operasyonundan çok, onun parçası olduğu süreçtir. Ergenekon operasyonunun ardından gelen referandum süreci, Türkiye’yi nasıl bir karanlığa sokulmakta olduğunu daha açık göstermiştir.