TKP Merkez Komite Ocak ayı toplantısı gerçekleştirildi
Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi, 13 Ocak Cuma günü yapmış olduğu toplantıda öncelikle Türkiye, bölge ve dünyadaki siyasi gelişmeleri değerlendirmiştir. Bu bağlamda, iktidarın yargı eliyle sürdürmekte olduğu siyasal müdahalelerin yakın gelecekte hangi biçimleri alacağı ve bütün bu müdahalelerin nereye bağlanacağı soruları da gündeme gelmiştir.
Merkez Komite, bir yandan AKP’nin “gerilimsiz” ve “kavgasız” yapamadığı gerçeğinin altını çizerken, öte yandan sindirilen ve yorgun düşürülen toplumun, bir noktadan sonra, “İkinci Cumhuriyet” olarak adlandırdığımız yeni rejimi kabullenmesi için, siyasi iktidarın küçük jestler yapmasının yeterli olabileceği kaygısında ortaklaşmıştır. Bu nedenle, partinin, çeşitli muhalif kesimlerde daha şimdiden gözlenen “küçük düşünme” alışkanlığının emekçi sınıflarda yaygın bir karşılık bulmaması için, sosyalizm hedefini mümkün olduğunca somut bir seçenek haline getirme çabalarını yoğunlaştırması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Türkiye’nin emperyalist sistem içindeki rolü ve karakteri, emperyalist sistem içi rekabet ve çelişkiler ile Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Brezilya, Hindistan gibi ülkelerin niteliğine ilişkin tartışmaları da toplantı gündemine alan Merkez Komite, konuyu Şubat ayında yapılacak örgüt konferanslarına sunulmak üzere, MK Tezleri haline getirme kararı da almıştır.
Merkez Komite, 29 Ocak'ta Ankara'da düzenlenecek olan ve Sosyalizm Kazanacak başlığını taşıyan kitlesel salon toplantısının hazırlıklarını gözden geçirmiştir. Bu toplantı, partinin bir süredir devam eden örgütsel ve siyasal hamlesinin önemli bir uğrağı olacaktır.
Sendika ve meslek örgütlerindeki sosyalist birikimi değerlendirme, güçlendirme ve sınıf sendikacılığı doğrultusunda harekete geçirme amacıyla, her bir sektör ve örgütlenmenin özgünlüklerini gözeten bir ortak kimliğin yaratılması doğrultusundaki çalışmaların kısa sürede tamamlanması gerektiğine işaret eden Merkez Komite, bu konuda Sendika ve Kitle Örgütleri Bürosu’ndan gelecek önerileri değerlendirerek önümüzdeki haftalarda nihai kararı verecektir.
Merkez Komite’nin geride bıraktığı toplantıda ele aldığı bir diğer çalışma alanı ise uluslararası ilişkiler olmuştur. Uluslararası İlişkiler Bürosunun yeniden yapılandırılması, daha fazla partilinin bu alanda görevlendirilmesi gibi pratik başlıkların yanı sıra, bu başlıktaki stratejinin gözden geçirildiği toplantı, Şubat başından itibaren, belirlenen hedefler doğrultusunda yoğun bir çalışmanın başlatılmasını da karara bağlamıştır.
Partinin yurt dışındaki üyelerinin durumu ve başta Almanya olmak üzere, yabancı ülkelerde çalışan işçilerin örgütlenmesine ilişkin olanaklar da toplantı gündemine taşınırken, bu ülkelerdeki mevcut komünist birikimin en iyi biçimde değerlendirilmesi için neler yapılması gerektiği tartışılmış, Ocak ayında gerçekleşen yaygın temasların sonuçları ortaklaştırılmıştır.
Yine toplantıda liselerdeki durum gündeme alınmış, Solcu gazetesi, Sosyalizm Okulları ve Söz-Karar Hakkı İçin Meclisler başlıkları üzerinde durulmuştur.
Merkez Komite toplantısında, partinin örgütsel durumu çeşitli veriler üzerinden ele alınmıştır. Üye güncellemesi sonrasında, tek tek örgüt, birim ve üyelerin takibinin anında yapılması gerektiği vurgulanırken, örgütlenme verilerinin, her ay, hem yerel hem merkezi düzeyde incelenmesinin partiye dönük artan ilgiyi değerlendirmek için zorunlu olduğunda da birleşilmiştir. Merkez Komite, örgütlenme atağının sürdürülmesini, 29 Ocak’a kadarki tablonun Şubat ayındaki örgüt konferanslarında dile getirilmesini kararlaştırmıştır.
Toplantıda, Merkez Komite “dönem sözcüsü” de belirlenmiştir. Bilindiği gibi, TKP'nin işleyiş ilkeleri ve örgüt anlayışı, kolektif liderliği öngörmektedir. Buna göre, Merkez Komite, bu kolektif liderliğin taşıyıcısıdır. Yürürlükte olan hukuksal mevzuat ise, siyasi partilere yönelik dayatmalarla doludur. Sabah akşam “lider sultası”ndan, parti içi demokrasinin eksikliğinden söz edilen bir ülkede, ilgili yasal düzenlemelerin siyaseti kişilere bağımlı haline getirmeyi zorlaması dikkat çekicidir. Siyasi Partiler Yasası, genel başkanlığı bir kurum olarak tarif etmekte ve zorunlu kılmaktadır. TKP, kongreleriyle karar altına aldığı işleyiş ilkelerini uygulamakta kararlıdır. Bu doğrultuda, partimizde “genel başkanlık” işlevleri de kolektif liderlik tarafından üstlenilmiştir. 2011 Temmuz ayında toplanan TKP 10. Kongre Türkiye Konferansı’nın devamı olarak düzenlenen Kongrede, bu yasal zorunluluğu karşılamak üzere, partimizde MK dahil olmak üzere birçok kademede sorumluluk üstlenmiş, deneyimli bir işçi yoldaşımız olan Yaşar Çelik'in görev alması kararlaştırılmıştır. Merkez Komite, kolektif işleyişinin parçası olarak kendi içinde geçici bir görev bölüşümü yapmış ve bir dönem sözcüsü seçmeye karar vermiştir. Bu görev, MK yetkilerinin kişiye devredilmesi anlamına gelmeyecektir. TKP'de karar alma ve temsil gibi yetkiler kişiler değil, kurullar tarafından kullanılır. Dönem sözcüsü, MK açıklamalarını duyurma ve tanıtma işlevini üstlenecek, partinin temsiline her dönem bir MK üyesi yoğunlaşacaktır. Söz konusu göreve 1 Nisan 2012 tarihine kadar Aydemir Güler getirilmiştir.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite



















